Cömertlik ve ziyaret

Cömertliğiyle meşhur Hâtem-i Ta’ya sormuşlar: “Kendinden daha cömertini hiç gördün mü?”

Haberin Devamı

Cömertliğiyle meşhur Hâtem-i Ta’ya sormuşlar: “Kendinden daha cömertini hiç gördün mü?”

Şu cevabı vermiş Hâtem-i Ta:

* Evet gördüm... Bir gün yetim bir çocuğun evine gitmiştim. On beş koyunu vardı. Birisini kesti, pişirdi, getirip önüme koydu. Yedim. Bir parçası çok hoşuma gitti. Bunu çocuğa da söyledim.

Çocuk dışarı çıktı, geldi, elinde o parça. Defalarca gitti geldi, aynı parçayı önüme koydu. Meğerse koyunları birer birer kesmiş, benim hoşuma giden tarafını pişirmiş, bana getirmiş.

O sırada ben bunu bilmiyordum. Gitmek için kalktım, dışarı çıktım. Ve gördüm ki bahçede çok fazla kan var. Bu durum dikkatimi çekince çocuğa sordum.

Sıkılarak, bütün koyunlarını kestiğini söyledi. Ben de bu hareketini doğru bulmadığımı açıkça söyledim.

O zaman şöyle dedi:

“Sizin hoşunuza giden ve bende bulunan bir şeyi sizden nasıl esirgerim? Nasıl olur da hasislik ederim? Kendimde bulunan bir şeyi kıskanmak, başkasından esirgemek çok çirkin bir huydur.”

Hikâyesi bitince Hâtem’e sordular: “Peki karşılık olarak sen verdin?”

Hâtem-i Ta, 300 baş kızıl tüylü deve ile 500 koyun verdim dedi.

Yanındakiler “Demek ki sen ondan daha cömert çıktın” dediler.

Hâtem şu cevabı verdi, tartışmayı bitirdi:

* Yanlış düşünüyorsunuz. O, nesi varsa bana verdi. Ben ise birçok varlığımın sadece bir kısmını, az bir kısmını verebildim.

***

Molla Abdurrahman Camî, “Baharistan” da arka arkaya iki “ziyaret” hikâyesi anlatır:

Himmet sahibi bilge bir derviş, kudret sahibi bir hükümdar ile dost olmuştu. Hükümdar dervişi sevmiş, takdir etmiş, derviş de hükümdarın çevresinde bulunur olmuştu.

Derviş bir gün baktı ki hükümdar ona karşı biraz ağırdan alıyor, eskisi gibi fazla ilgili görünmüyor. Sebebini düşündü taşındı. Hükümdarın kendisi hakkındaki bu tavrını, onun yanına fazla ve sık sık gidip gelmesine yordu. Elini ayağını yavaş yavaş hükümdarın çevresinden çekti.

Bir gün yolda, hükümdar dervişi gördü. Hemen yanına çağırdı ve sordu: “Ey derviş! Artık bize gelip gitmemenin, bizimle alakanı kesmenin sebebi nedir?”

Derviş bir an tereddüt etmeden cevap verdi: “Niçin gelip gitmediğimi sormanızın, sık sık ziyaretle huzurunuzda sizi rahatsız etmem dolayısıyla hoşnutsuzluk göstermenizden daha iyi olduğunu anladığım için...”

Molla Camî’nin ikinci “ziyaret” hikâyesi de birincisini tamamlıyor:

Zengin bir adam, eskiden beri tanıdığı dervişe neden çoktandır ziyaretine gelmediğini sormuş.

Derviş şöyle demiş:

“Bana, niye gelmiyorsun, diye sormanız, neden geldin demenizden daha iyidir de ondan...”

DİĞER YENİ YAZILAR