Haberin Devamı
Süleyman Demirel’e haksızlık yapılmış. Yeğeni vardı, hayali ihracat işine girdi, ama hapse de girdi.
Turgut Özal’a da haksızlık yapılmış. Oğlu, babasının başbakanlığı sırasında iş yaptı, para peşine düştü diye halk cezasını verdi ve iktidardan indirdi.
Bugünse devletin ve siyasetin en tepesinde bulunan kişilerin bütün çocuklarının ticarete girdiklerini; yirmili yaşlarında zengin olduklarını gördükçe “siyasi etik” kavramından ne kadar uzaklaştığımızı anlıyoruz.
AKP, muhafazakâr, ahlaki değerlere sahip çıkan bir parti olarak ortaya çıktı ve siyasetteki türlü çeşitli “kirlenmelere” karşı kendisini “Ak” parti olarak ilan etti.
Ama bu “ak”lık, siyasi güç sahibi kişilerinin yakınlarının “ticari” başarılar peşine düşmelerini anlaşılan kapsamıyor.
Bu kadronun da siyaseti sadece bir zenginleşme aracı olarak gördüğünü söylemek belki fazla olur. Ama siyasi güç sahibi olmuşken, para peşine düşmekte herhangi bir “etik” ya da Türkçesiyle “ahlaki” sakınca görmedikleri de ortada.
Anlaşılan hızla yayılan “kasaba ahlakı” bu meseleye daha farklı bakıyor...
Yine gelişmiş dünyadan örnekler sıralayıp bizdeki siyasi etik anlayışının geriliğini tekrarlamak abes kaçacak olsa da hatırlatalım: Daha geçen hafta biri ABD’de, diğeri de Fransa’da iki olay oldu.
Obama’nın iki bakanının vergi sorunu olduğu ortaya çıktı ve görevlerinden ayrıldılar. Fransa’nın şu andaki dışişleri bakanının, Afrika’da insani faaliyetler yaptığı sırada bazı ilaç şirketlerine yüksek ücretle danışmanlık yaptığı ortaya çıktı, ülke birbirine girdi.Fransız bakanın görevini bırakması gün meselesedir.
Türkiye gibi bir ülkeyi yönetmekte olanların çocukları, eşleri, dostları para peşine düşerken “bize yakışmaz, biz ülkenin en tepesinde ve herkese örnek olması gereken kişileriz” diyememelerini açıklamaları mümkün değildir.
Ülkenin en güçlü kişisinin bir yakınının iş hayatına başlamasının birinci yılında büyük bir şirketin en tepesine getirilmesini, bu gencin “yeteneği” ile açıklamaya kalkana kargalar bile güler.
Günlerdir, aylardır süregelen bu “nüfuzu paraya çevirme” faaliyetlerinin hiçbiri yasal olarak suç olmayabilir.
Ama ülkeye ve dünyaya nizam verme peşindeki kişiler “bize yakışmaz, ayıp olur” demedikleri sürece de “imam-cemaat” sistemi çalışacaktır.

