Çökmüş politikada ısrar

Haberin Devamı

Suriye’nin Türkiye’ye sınır bölgelerinin bir kısmında Kürt örgütlerinin egemenlik kurmalarının Ankara’da yarattığı telaş devam ediyor. Telaşın bir tarafında da göz önündeki gerçeklere gözünü kapamak yatıyor.

Söz konusu bölge Suriye Kürtlerinin yaşadığı, “Batı Kürdistan” dedikleri bölge ve buradaki Kürtlerin örgütü uzun zamandır PKK ile “uyum” içinde çalışıyor.

Aslında telaşın ana kaynağı, çoktan çökmüş olan bölgesel Kürt politikasında ısrar eden Ankara’nın, bu politikanın iflasıyla her gün yüz yüze gelmesidir.

***


1920’de 23 Nisan’da kurulan ilk Meclis’e “Kürdistan mebusları” seçtiren ve bunları o sıfatla kayda geçiren Ankara, 1925 Şeyh Sait isyanı ertesinde “Kürt yoktur” tavrına geçmiş ve bu tavır “devletin resmi politikası” olmuştur.

Ankara’nın “Kürt yoktur” demesiyle Kürtler yok olmadı, bugün de yaklaşık 35 milyon nüfus olarak dört ülkede yaşıyorlar.

Türkiye, Suriye ve İran’daki Kürt hareketleri PKK’ya yakındır, Kuzey Irak’ta egemen olan Barzani ve Talabani’nin aşiret-partilerinin Türkiye’de de uzantıları bulunuyor.

Amerika’nın Irak’ı işgaliyle birlikte bu ülkenin bütün olarak kalmasının imkânsızlığı ortaya çıktıkça Kuzey Irak Kürtleri, Batı desteğiyle Kuzey Irak’ta Kürdistan’ın temellerini başarılı bir şekilde atmışlardır.

Kuzey Irak’taki gelişmeler karşısında Ankara’nın “devlet politikası” burada özerk veya bağımsız bir Kürdistan’ın kurulmasını engellemek yönünde olmuş, sürekli olarak “Irak’ın bütünlüğü korunmalı” diye çırpınılmıştır.

Bu özerk-bağımsız yapının oluşumunu önlemek mümkün olmadığı gibi bugün Ankara, PKK’ya silah bıraktırmak için Barzani-Talabani’den medet umar hale gelmiştir.

***


PKK şudur budur; ama PKK, Orta Doğu’daki Kürtlerin üç büyük siyasi örgütünden birisidir, Barzani ile Talabani’nin aşiret-partileri gibi silahlıdır; gücünü ise aşiret ilişkilerinden almamaktadır.

Bunlar gerçektir, bugün kanlı çözümler dışında her türlü politika arayışında bilinmesi şart olan gerçeklerdir.

AKP iktidarı devletin Kürt politikalarında ilk gedikleri açmış siyasi iktidardır. Bunu da herkes biliyor, Türkiye Kürtleri de biliyor, diğer Kürtler de biliyor. Ancak son Suriye olayında AKP’nin üslubu da CHP sözcülerininki gibi çoktan çökmüş devlet politikalarının ve bunların dayandığı korkuların tekrarı çerçevesinde dolaşıyor.

***


Bir süredir “AKP’nin devletleşmesi” üzerine sorular soruluyor. Bu soruların merkezinde de yine Kürt meselesi var, bu meselede AKP’de görülen “üslup kayması” var. Uludere’den beri bu soru haklı olarak deşiliyor.

Aynı mesele Suriye üzerinden yine önümüze geldiğinde de “devlet ağzı”na dönmeyi seçmiş bir AKP’nin yolu ancak “eski devletin yeni yüzü” olmaya çıkar ki, bu da bugüne kadar Kürt meselesinde sağladığı bütün ilerlemelerin çöpe atılması anlamına gelir.

DİĞER YENİ YAZILAR