“Çok dinli” devlete doğru

Haberin Devamı

AKP yeni bir “Alevi atağı” başlattı. Bu atağın içeriğinin, Diyanet İşleri’nin sadece bir “Sünni örgüt” olarak çalışmasından şikâyetçi olan kesimin isteklerinin yerine getirilmesi olduğu anlaşılıyor. Buna göre Alevi “cem evleri” resmen “ibadethane” olacak, buralarda faaliyet gösteren “din insanları”na Diyanet İşleri maaş verecek...

Bu, Diyanet İşleri’nin etkinlik kapsamının Alevi kesime de yayılması, yani kuruluşun bütçesinden bu kesimdeki dini faaliyetlere para ayırılması ve o kesimdeki dinci-muhafazakâr unsurların da AKP’ye kazandırılması faaliyetidir.

***

Laiklik en kısa şekliyle, din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılması; devletin tümüyle din işlerinin dışına çıkması, sadece bütün vatandaşlarının dinsel özgürlüklerini rahatça kullanabilecekleri ortamı hazırlamakla görevli olması biçiminde tanımlanabilir.

Bu temel tanımdan yola çıkılarak bakıldığıda, Türkiye henüz laik bir devlet olmamıştır. Epey büyük bütçeli bir “devlet” kurumu, yani Diyanet İşleri Başkanlığı İslam kapsamındaki bütün dini faaliyetlerin yürütülmesini sağlıyor. Alevi kesimdeki dinsel duyarlığı yüksek olanlar da uzun süredir bu kurumun sadece “Sünni” bir organizasyon şeklinde çalışmasından yakınıyor.

Alevilik, din bilimciler tarafından ayrı bir din değil, İslam’ın en eski mezheplerinden biri olarak görülüyor. Fakat bu husus, şu anda konumuzun dışında.

***

Cumhuriyetin kuruluş döneminde Diyanet İşleri’nin ihdas edilmesi, o günün yöneticilerinde laiklik bilgisi ve kavramı eksikliğinden kaynaklanmıyordu; hareket noktası, toplumda etkin olan dini örgütlenmelerin denetim altında tutulabilmesi kaygısıydı.

Eğer Türkiye tam anlamıyla “laik” olacaksa bunun ilk koşulu Diyanet İşleri’nin görev tanımının değişmesidir.

O tanım da en basit şekliyle, bu kuruluşun yalnızca toplumdaki her türlü dini faaliyetin temel yasalar ve kurallar çerçevesinde özgürce yapılmasını sağlamakla görevli olduğudur.

Devletin din hizmetlilerine maaş verdiği bir yapıda tam anlamıyla laiklikten söz etmek mümkün değildir.

Cemaatler Diyanet İşleri’nin denetiminde, belli kurallara göre ibadethanelerini yapar; denetlenmiş din görevlilerini kendileri bulur, maaşlarını kendileri verir, yine denetim altında ve kuralları belirlenmiş olarak bütün ibadethanelerin sağlıklı durumda olmasını sağlarlar vs...

Diyanet İşleri’nin faaliyet alanı da bütün bunları denetlemek, çalıştırılan din görevlilerinin önceden belirlenmiş niteliklere sahip olup olmadıklarını ve bu niteliklere uygun görev yapıp yapmadıklarını sürekli izlemektir.

***

Alevi inancına sahip olanların da devletin örgütü altına girmelerinin “laiklik” ile bir ilişkisi yoktur. Bu sadece dinsel meseleler üzerinden siyaset yapmanın bir şeklidir. Alevilerin dini duyarlılığı yüksek kesiminin böyle bir durumu istemesi de sonucu değiştirmez. Devletin Alevi din adamlarına maaş vermesinin demokrasi ile de herhangi bir ilgisi yoktur.

Türkiye’nin gerçek anlamda laik olmasının koşulları bellidir ve asıl bunun üzerinde düşünmek, tartışmak gerekir. AKP’nin son “Alevi operasyonu” sadece oy hesabı üzerine kurulu bir siyasi girişimdir.

DİĞER YENİ YAZILAR