Çok boyutlu hazırlık

Ali Babacan, Avrupa Birliği ile görüşme sürecinde Ankara'da yapılacak çalışmanın yöntemiyle ilgili açıklamalar yaptı. Bu arada koordinasyonu sağlayacak genel sekreterlik görevine de Büyükelçi Oğuz Demiralp'in atanacağını açıkladı

Haberin Devamı

Ali Babacan, Avrupa Birliği ile görüşme sürecinde Ankara'da yapılacak çalışmanın yöntemiyle ilgili açıklamalar yaptı. Bu arada koordinasyonu sağlayacak genel sekreterlik görevine de Büyükelçi Oğuz Demiralp'in atanacağını açıkladı.

Ankara'da ağır ve hantal bir yeni bürokratik yapının yaratmama kararı kuşkusuz olumlu bir karar. Buna karşılık, bugünkü yapı içinde böyle uzun soluklu ve hızlı kararlar gerektiren bir çalışmanın sağlanabileceği de kuşkulu.

Ülkemizde kamu yönetiminin ulaştığı yapının anlamsız büyüklüğü ve hantallığı bir sır değil. Bu bürokratik yapı Ankara'yı tümüyle kaplamıştır ve ülkenin yönetimini güçleştirmektedir. Son günlerde yaşanan "kuş gribi" gibi bir olayda bile hızlı karar alma ve uygulama sürecini sağlamakta güçlük çekiliyor.

Babacan'ın açıklamasından anlaşıldığına göre her bakanlığın içinde bir "Avrupa Birliği birimi" kurulacak. Bu, bütün yapının yeni döneme göre yenileneceği anlamına gelir. Bu hedefe ulaşılırsa zaten Ankara'nın yapısı değişmiş olacak. Ama eğer bugünkü yapı değiştirilemezse Ankara'nın kendisi AB sürecini geciktiren en önemli unsur olacak.

Plandaki bir başka tehlike de merkezi bir bürokrasi yerine her bakanlığın içinde yeni ve yine hantal bir ek bürokrasinin yaratılmasıdır.

Toplum işi sıkı tutacak
AB Genel Sekreterliği görevi yeni dönemde çok daha önemli olacak. Bütün bilginin bu birimde toplanması, buradan tekrar dağılması ve duruma göre yeni önlem alınması gibi bir çalışmanın yürütülebilmesi için Genel Sekreterliğin yetki tanımının yeniden yapılması gerekebilir.

Yeni yetki tanımı dışında, bu birimin aynı zamanda uzman kadrolarla, sivil toplum örgütleriyle de iş birliği yapabilme imkânlarına sahip olması gerekir ki toplumun geniş kesimleri bu sürece katkıda bulunabilsin.

İş dünyasının büyük ve etkili örgütleri, Odalar Birliği, TÜSİAD gibi kuruluşlar dışında sendikaların da yeni yapılanmaya katkıda bulunmaları için etkili çabalar gerekecektir. Avrupa Birliği'nin toplumsal değerleri içinde sendikalar önemli bir yer tutuyor. Bizdeyse sendikalar olabilecek en etkisiz konumlarına indirilmiş durumda.

Türkiye'nin dışarıda tanıtımı, özellikle Avrupa ülkelerindeki önyargılı bakışların giderilmesi için yapılacak çalışmaların bir merkezden koordine edilmesi de en başta düşünülmek zorunda. Yoksa çabaların her biri okyanusa dökülen bir bardak su gibi kalır.

* Bu dönemde başarı elde edilebilmesi için en temel koşul, toplumun tümüyle Ankara'yı çok iyi denetlemesidir.

Bunun kanalları da önce medya sonra da sandıktır.

DİĞER YENİ YAZILAR