Sahne korkunç. Üzerlerinde avukat cüppesi bulunan bazı kişiler bir yazarın mahkûm olması için boğazlarını yırtıyor.
Avukatlık mesleğinin, insanın haklarını korumak, hem de sonuna kadar korumak mesleği olduğunu unutmuşlar.
Yazar Elif Şafak “Türklüğe hakaret” iddiasıyla yargılandığı mahkemede beraat etti. Bu dava için yine aynı avukat cüppeli kişiler suç duyurusunda bulunmuştu.
Bu kişilerin ve onlar gibi düşünenlerin istedikleri Türkiye’nin, İran-Suriye civarı bir ülke olduğu ortada. Ama bu kişilerin böyle utanç verici bir eylemi herkesin gözü önünde yapmaları, daha önceki bazı eylemleri de hatırlandığında iyice anlaşılmaz oluyor.
Dünyanın hemen bütün yayın organlarında bu kişilerin durumu yer alıyor.
Türkiye’de böyle kişilerin bulunduğunu bütün dünya öğreniyor, ama bu kişiler utanmamakta kararlı görünüyor. Ülkelerini nasıl bir duruma düşürdüklerini de anlamamakta ısrar ediyorlar.
Elif Şafak davası, Türk Ceza Kanunu’nun 301’inci maddesini her türlü düşünceden korkanların istedikleri gibi kullanabilmesi sorununun ilk ve son örneği değil.
Bu maddeyle ilgili olarak hükümet bir anlamda “ipe un serme” tavrını koruduğu için Türkiye’yi utandırmakta ısrar eden gruplar kendilerine oyun alanı bulabiliyor.
Başbakan Erdoğan’ın dün Elif Şafak’ın beraat kararını öğrendikten sonra söyledikleri yine bir kafa karışıklığının sürdüğünü gösteriyor:
* Başbakan beraate sevinmiştir, ama 301’nci madde ve benzeri durumlarla ilgili açık bir fikre sahip değildir.
* Özgürlükleri ve demokrasiyi savunması beklenen (çünkü kendisine sol ve sosyal demokrat demektedir) CHP’nin tutumu ise mahkemeyi basan avukat cüppeli kişilerden daha farklı değildir.
Dünyada yasakçı kafalı, en temel konularda radikal sağ ile aynı tavırları alan tek sosyal demokrat parti Türkiye’dedir.
İktidarıyla muhalefetiyle demokrasi konusunda net fikirlere sahip olmayan bu Ankara’nın Türkiye’yi çağdaş ve ileri ülkeler düzeyine getirmesini bekliyoruz!..
Elif Şafak olayı ve son günlerde söylenen sözler ne yazık ki “daha çok beklersiniz” diyor.

