Çok açık tercihler

Haberin Devamı

Kampanya süresi boyunca liderler ne söyledilerse, halk o konuda oy kullandı. Kimi için Erdoğan’ın evi önemli oldu, kimi için anayasa değişikliğinin ülkeye çizdiği yön. Muhalefetin sadece anayasa paketini değil, AKP’nin bütün icraatlarını oylatma politikası bu açıdan sonuç vermiş oldu.
Çoğunluk, laf oturtma siyasetinden bıktığını, siyasi mücadelelerin daha farklı bir düzlemde yapılmasını istediğini belirtti. Bu, dünkü oylamanın belki de en hafif yönü.

Kampanya boyunca Kürt meselesi ve terörle ilgili olarak “hayır” tarafı çok net bir tavır aldı, “evet” tarafı ise bazı iniş çıkışlarına rağmen “açılım” konusunda ısrarcı olacağını tekrarladı. Üzerinde çok fazla tartışma yapılmış olması dolayısıyla bu konunun da oylanmış olduğunu ve “açılım”ın da evet aldığını varsaymak zorundayız.

***


Çoğunluk verdiği evet oylarıyla bugünkü değişiklik paketi doğrultusundaki bir yeni anayasa konusunda da tercih belirtmiş oldu.

Kuşkusuz, bu çalışmanın daha önceki olumsuz deneylerden çıkarılan derslerle daha da geniş bir desteğe sahip olması AKP tarafından da arzu edilecektir. CHP ve MHP, “AKP anayasa yapamaz” dedi, ülkenin çoğunluğu “yapabilir” dedi.
12 Eylül’de sandıktan çıkmış olan sonuç, CHP ve MHP siyasetleri için açık bir yenilgidir. Ancak AKP açısından gerçek bir galibiyet olabilmesi; açıkçası, 2011 genel seçimine ve daha sonraki cumhurbaşkanlığı seçimine yansıyabilmesi, hemen bugünden itibaren ortaya çıkacak AKP politikalarına bağlıdır.

Erdoğan’ın sonucun belli olmasının ardından yaptığı konuşmada, 2007’de seçim gecesi yaptığı “balkon” konuşmasının izlerinin çoğu yer alıyordu. Hatta üslubundaki ölçü kaçmaları nedeniyle özür bile diledi. Referandumda evet diyenler kadar hayır diyenler de bu konuşmanın devamını izlemek ve gereklerinin yapılmasını beklemek hakkına sahiptir. Bu da AKP’ye ve liderine, kendisi ve partisi hakkındaki kuşku ve kaygı noktalarına ilişkin olarak bütün vatandaşları “rahatlatma” yükümlülüğü getiriyor.

***


12 Eylül’de çıkan sonuç, Temmuz 2011 seçimi için önemli bir göstergedir, ama o gün ayrı bir seçim yapılacak, o seçimin sonucu da sonraki cumhurbaşkanı seçimi için daha net bir gösterge olacaktır.

Halkın çoğunluğu, CHP’nin halen ülkeyi yönetme ehliyetine sahip olduğunu düşünmüyor.

CHP, genel başkan değişikliğine rağmen, bunun nedenlerini iyi tahlil etmek konusunda her zamankinden daha ağır bir sorumluluk taşıyor. 12 Eylül oylaması CHP’nin sorununun sadece genel başkan sorunu olmadığını, partinin iktidar seçeneği olmama durumunun devam ettiğini gösterdi.
BDP’nin boykot kararının Kürt vatandaşların önemli bir kesimi tarafından izlenmiş olması da bu partinin etkinlik ve temsil açısından gücünü sınamasını ve bunların teyidini sağladı.

12 Eylül oylamasında, kendi taraftarını ciddi bir oranla hayır çıkacağına inandırmış olması, CHP’nin her yönüyle sorgulanmasına yol açarken, MHP de kendi tabanının önemli bir bölümünün parti politikasının tersine oy vermesini açıklamakta zorlanacaktır.

DİĞER YENİ YAZILAR