Cinayetler, bombalar

Toplumun moralinin bozulduğu anlarda ortaya çıkan bombaların, bunlara kumanda ettiği iddia edilen örgütlerin, açıklanan amaçlarıyla bir ilgisi olması mümkün değildir

Haberin Devamı

Toplumun moralinin bozulduğu anlarda ortaya çıkan bombaların, bunlara kumanda ettiği iddia edilen örgütlerin, açıklanan amaçlarıyla bir ilgisi olması mümkün değildir.

Trabzon'daki rahip cinayetinin arkasında radikal milliyetçi ve dinci örgütlerin izi aranırken, en azından kamuoyu bu izin olup olmadığını sorgularken İstanbul'da bir bomba patladı.

Bombayı attıklarını ileri sürenler, terörist bir milliyetçi Kürt örgütünün adını verdi. Bu örgütün adı şimdiye kadar duyulmuş değil. Büyük olasılıkla bu bomba eylemi için bulunmuş bir addır.

* Bu adın ortaya atılmasıyla kamuoyunun tepkisi rahip cinayetinin ardındaki radikal milliyetçi ve dinci hareketlerden milliyetçi Kürtlere çevrilecektir.

Böylece toplumun dikkati rahip cinayeti dolayısıyla Türkiye'deki radikal milliyetçi ve dinci örgütlenmeler üzerinde yoğunlaşmışken, yeniden Kürt milliyetçilerine dönecektir. Televizyon haberlerinin başına, gazetelerin manşetlerine bu bombalama olayı oturacak, rahip cinayetiyle ilgili haberler sonlara, iç sayfalara taşınacaktır.

* Türkiye bir kez daha, garip cinayetlerin, faili meçhul cinayetlerin, ne amaçla atıldığı anlaşılmayan bombaların ülkesi olma eşiğine getirilmek isteniyor.

* On altı yaşında bir çocuğun eline tabancayı kimin verdiği henüz bulunmuş değil. Çocuğun eline tabanca verip rahibi öldürmeye ikna edenler bulunmadığı sürece de aynı oyunlar tekrarlanıp duracak.

Hangisi?..
1970'li yıllarda Ağca'ların ortaya salınmasından bu yana geçen yaklaşık 30 yıl içinde aynı senaryolar, aynı oyunlar yine cinayetler ve bombalarla tekrarlanıp duruyor.

* Bu son cinayetler ve bombalar da Türkiye'nin önünde sadece iki seçenek kaldığını gösteriyor.

Birincisi, Türkiye'nin çağdaş bir hukuk devleti olarak ileri ülkeler ve uluslar içinde yerini almasıdır.

İkinci seçenek de insanların öldürüldüğü, radikal milliyetçilerle dincilerin sokaklara egemen olarak halkı korkuttuğu; bombaların patladığı, gizli örgütlerin savaştığı bir ülke olmaktır.

İkinci seçenekte insanların temel hakları kısıtlanacak, ekonomi yine kör topal gidişine devam edecek, fukaralık sürecek ve sokakları kullanılacak gençlerle dolduracaktır.

Ülkemizin 30 yıldır içinde yaşadığı kısır döngü budur. Türkiye'nin bu kısır döngüde kalmasını isteyenler, çocukların eline silah vermekte, kahvelere bomba koymakta, sonuçta Türk halkını kötü bir yaşama mahkûm etmeye çalışmaktadır.

Türkiye'yi yönetenlerin birinci görevi de bu cinayetlerin, bombaların ardındakini iyi görmek, oynanmak istenen oyunu iyi kavramak ve boşa çıkarmaktır.

DİĞER YENİ YAZILAR