Cinayete çağrı özgürlüğü

Haberin Devamı

Düşünce özgürlüğü nerede başlar nerede biter? Düşünceye özgürlük sınırsız mıdır? Bu soruların etrafında bitmez tükenmez tartışmalar yapıldı.

Sanıyorduk ki, “düşünceye saygı”, “düşünceye özgürlük” konularında belli bir aşamaya geldik. Gelmemişiz, çünkü en üst düzeydeki yargı heyetinin bir kararıyla öğrendik ki “cinayete çağrı”ya özgürlük diye bir özgürlük varmış!

Cinayete çağrı cümleleri kurabilen ve kendisine gazeteci diyen bir kişi şunları yazmış:

“Kahpece pusu kuran dağdaki teröristin peşinden koşmaktansa üç-beş mikrobu temizleyip bundan sonra bir bizden, beş sizden, tamam mı, devam mı? demek gerekir. Bunu diyebilecek ve yapabilecek yurtsever unsurlar da çıkar elbet. Toplumun arzusu yoğun olarak bu yöndedir. Bundan böyle şehit edilen her güvenlik görevlisine karşın (yazıyı kaleme alan şahıs, karşı ve karşın kelimelerinin farkını da bilmiyor), bunlardan birinin aynı kaderi paylaşması toplumun çoğunluğunun isteği haline gelmiştir. Artık kangren olmuş uzuv veya uzuvların kesilip atılma zamanı gelip geçmiştir.”

Ne dediği açık değil mi? Dağdaki teröristin peşinde koşacağımıza, PKK’yı desteklediğinden şüphe ettiğimiz Kürtleri kendimiz öldürelim!

Bu önerinin sahibi, bire karşı beş ya da bire karşı otuz öldürmenin İkinci Dünya Savaşı’nda işgal ettikleri ülkelerde Nazilerce çok yaygın bir şekilde uygulandığını bilmiyor olmalı. Ülkelerini Nazi işgalinden kurtarmak için savaşan gerçek yurtseverler bir zarar verdiklerinde, bölgenin işgal komutanı bir ölçü biçer, “getirin otuz kişi” der ve o otuz kişi kurşuna dizilerek “caydırıcılık” sağlanmaya çalışılırdı.

BU UTANÇTAN KURTARIN

Yukarıda bir bölümünü alıntıladığımız yazı 2007 yılında Bolu’da bir yerel gazetede yayımlanmış, savcılık “takipsizlik” kararı vermiş, yani “cinayete çağrı” olmadığı için soruşturmayı kapatmış. İtiraz edilmiş, Düzce Ağır Ceza Mahkemesi de dava açılmasını reddetmiş. Bu kararları verenler, hukuk fakültelerini bitirmiş “hukuk insanları.”

Ardından Adalet Bakanı itiraz etmiş ve konu Yargıtay’a gitmiş. Sonra ne olmuş? Çağdaş bir hukuk devleti olma iddiasındaki ülkemizin en üst yargı organının 8’inci Dairesi de bu yazıyı “düşünce özgürlüğü” kapsamında görmüş.

İnsan öldürme çağrısını düşünce özgürlüğü kapsamında gören heyet de hukukçulardan, hem de deneyimli hukukçulardan oluşuyor ve oy birliğiyle bu kararı alıyor.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı bu kararı Ceza Genel Kurulu’na götürebilir. Ne olur götürsün de insan öldürmeye çağrıyı düşünce özgürlüğüyle bir tutan hukukçular da düşünsün.

Düşünce özgürlüğünde gele gele cinayete çağrı özgürlüğüne gelmiş olmamızın utancından kurtulmamız Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı ve Yargıtay’ın en üst karar organının elinde. Ülkemizi ve toplumumuzu bu utançtan kurtarsınlar.

DİĞER YENİ YAZILAR