Orman vasfını kaybetmiş ya da "kaybettirilmiş" arazilerin satışını sağlayan yasa geçti. Bu yasanın faydasını İstanbul'un en ormanlık arazilerinden birinin belediye başkanı, devlete 25 milyar dolar gelir olarak hesaplamış, hükümet de bu hesaba inanmış olmalı ki yasayı geçirdi. Türkiye cin fikirlerin en yaygın olduğu ülkelerden biridir. Hesap kitap yeteneği zayıflığının yanına bir de hafıza eksikliği eklendiğinde, üstelik kimse de arşivlere bakma zahmetine katlanmıyorsa, cin fikirler tekrar tekrar boy gösterir. Hesap zayıflığı önce 25 milyar sayısında ortaya çıkıyor. Cin fikir şu ki, eskiden orman olan ama artık işgal ya da yarı işgal altında bulunan araziler öncelikle onlara el koymuş olanlara satılacak. Bu şahıslar da çıkanp devlete 25 milyar dolar verecek! Kimse demiyor ki "Devlete 25 milyar doları vermeye niyetli adam devletle çatışarak, devletin güvenlik kuvvetlerine meydan okuyarak, hatta rüşvet vererek buraları eline geçirmişken neden çıkarıp devlete bu parayı şimdi versin? Devlete bu parayı verecek olan adam bütün bunları göze alarak bugüne kadar para vermemiş, şimdi neden versin?" Gerekçe fiili işgallerin yasallaştırılmasıdır ve insanlar bu durumlarını yasallaştırmak için devlete para vereceklerdir...
Neler oluyor acaba?
* Arşivlere, eski gazete arşivlerine ya da üniversitelerdeki araştırmalara göz atmak zahmetine katlanan herhangi bir kişi görecektir ki benzeri uygulamalar defalarca yapılmış ama hiçbiri değil beklenen geliri getirmek, yüzdeli oranlara bile ulaşamamıştır. (İnternet sayesinde bu kaynaklara ulaşamamak gibi bir sorun ortadan kalkmıştır, artık kimse bunlardan haberi olmadığını söyleyemez.)
* 25 milyar dolar lafını ortaya atanların ve buna inananların Türkiye'nin bulmak için kıvrandığı borç miktarlarına, bütçe rakamlarına, ülkenin yıllık üretimine bir bakmaları, bu sayının inanılır olmadığını görebilmeleri için yeterli olacaktır. Ama anlaşılan kimse böyle bir hesap işine kalkışmış değildir.
* Bu son yasanın yine sadece bu tür cin fikirlerden dolayı çıkarıldığına, hükümete yakın çevrelerin özel yağma amaçlarına hizmet etmeyeceğine inanmak isteriz. Eğer ikinci durum söz konusu ise zaten karşı karşıya kaldığımız cin fikir filan değil, devletin ve halkın malını çalma durumudur.
Çaydan kahveden tasarruf!
Böylesi cin fikirler ortaya atılmaya başladı mı bunların kolay kolay sonu da gelmez. Bir ara "herkes bir maaşını devlete versin" gibi bir cin fikir çıkmış, hatta bir kişi de maaşını göndermişti. Önce hükümet çevrelerinde bir sevinç dalgası oldu, sonra anlaşıldı ki böyle bir yöntemle para toplamak hayalcilikten daha öte bir saflık durumudur. Türkiye'de ve dünyada bu saflık defalarca yapılmış, her seferinde komik sonuçlara ulaşılmıştır. Bir cin fikir de şöyle ifade edilmiş: "Türkiye Odalar Birliği'nin 5 milyon kayıtlı üyesi var, bunların her biri bir kişiyi işe alırsa işsizlik sorunu çözülür..." Bu da sayıları bilmemekten, durumu bilmemekten, bu üyelerin halini hiç bilmemekten kaynaklanan bir cin fikirdir. İşlerin terse döndüğü şirketlerde yeni yöneticiler, çalışma ve yönetim düzenini değiştirmeyi düşünmek yerine işe çay-kahve harcamalarını kısmakla başlarlar. Bu tür tasarruf kalemleriyle şirketi kurtarmaya uğraşırlar. Yönetim ve üretim mantığı değiştirilmedikçe hiçbir şirket kurtulmamış, çay-kahve tasarrufu yaparak "kurtuluş" yolunu bulduğunu sananlar da neler olup bittiğini anlamamışlardır.
Cin fikirler
Orman vasfını kaybetmiş ya da "kaybettirilmiş" arazilerin satışını sağlayan yasa geçti. Bu yasanın faydasını İstanbul'un en ormanlık arazilerinden birinin belediye başkanı, devlete 25 milyar dolar gelir olarak hesaplamış
Haberin Devamı

