Bu sorun, temelde bir "etik" sorunu. Çifte standartla hayatını kolaylaştırmak bir kez insanın ruhuna işlemişse bundan kurtulmak giderek zorlaşır.
Hayatımız, Ankara'nın hayatı, başkentteki ana siyaset çizgilerine "çifte standart"ın nasıl yerleştiğinin örnekleriyle bezenmeye devam ediyor.
Birinci örnek: Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin Abdullah Öcalan için verdiği karan beğenmedik, uygulamamak için yollar arıyoruz.
Ama türbanla ilgili kararını beğendik, hep birlikte rahat bir nefes alıyoruz. Herkes kurtuluyor. Konu türban olunca "işte hukuk" diye bağırıyoruz, Öcalan davası olunca "bu adalet mi" diye daha çok bağırıyoruz.
İkinci örnek: Ermeni soykırımı konusunda bazı Avrupa ülkelerinin kabul ettiği yasalarda "Ermeni soykırımı yoktur" demenin suç olmasına şiddetle ve haklı olarak kızıyoruz, bunun demokrasiye uygun olmadığını, gerçek bir düşünce suçu yaratıldığını savunuyoruz. Sonra bir milletvekili çıkıyor, yeni TCK'ya "Ermeni soykırımı olmuştur" diyeceklere hapis cezası getiren bir madde konulmasını istiyor.
Üçüncü örnek: Yine Ermeni soykırımı konusunda, tümüyle yanlışlar üzerine kurulu bir siyaset güderek bu meselenin haksız yere Türkiye Cumhuriyeti'ne "fatura" edilmesine yol açtık. 16 ülkenin parlamentosu "Ermeni soykırımı"nı kabul etti. Bunlara başkaları da eklenecek. Bir tarihi olayın bugünkü Türk halkına ve devletine karşı kullanılmasının yanlış olduğunu söylüyoruz, ama sözümüzü dinletemiyoruz. Bulduğumuz son "tedbir" söz konusu ülkelerin tarihlerinde yer almış katliamları TBMM gündemine getirerek bunları kınamak.
Kendi kendini vurmak
Çok ilginç olacak: ABD'yi Kızılderililere kıyım yaptıkları için kınayacağız. Fransa'yı Cezayir'de işledikleri suçlar için kınayacağız. Almanya'yı Nazilerin yaptığı Yahudi soykırımı için kınayacağız.
Çifte standart sistemi üzerine, günü kurtarmayı amaçlayan bir kafa yapısı insanı sonunda böyle gülünç duruma düşürür.
Fransa devletinin Cezayir'de yaptıklarını önce Fransızların kınadığını ve birçok işkencecinin hâlâ mahkûm olduklarını bile bilmeyerek politika yapmanın acı sonuçlarından birisi budur.
Dördüncü örnek: Bütün gün demokrasi ve insan hakları üzerine, vatandaşların eşitliği üzerine nutuk atacaksınız sonra "trafik cezası" gibi basit bir konuda ayrıcalıklı kişiler listesi hazırlayacaksınız.
Beşinci örnek: Avrupa Birliği süreci içinde gerçekten çağdaş ve ileri bir basın kanunu çıkaracaksınız, sonra TCK için son sürat giderken ve ilgililerin ilgisizliğinden yararlanarak bu yasaya diğeriyle tümüyle çelişen geri maddeler koyacaksınız.
Böyle çifte standart üzerine kurulu siyasetlerin sonunda dönüp insanın kendine büyük zarar verdiğini görmemek için dünyayı hiç bilmemek gerekiyor.
Çifte standart
Bu sorun, temelde bir "etik" sorunu. Çifte standartla hayatını kolaylaştırmak bir kez insanın ruhuna işlemişse bundan kurtulmak giderek zorlaşır
Haberin Devamı

