CHP'nin yolu

Son genel seçimlerden sonra CHP yönetimi çok mutluydu. CHP ikinci parti olmuştu. Gerçi birinci AKP ile aralarında büyük fark vardı, ama diğer bütün partiler Meclis dışında kalmıştı

Haberin Devamı

Son genel seçimlerden sonra CHP yönetimi çok mutluydu. CHP ikinci parti olmuştu. Gerçi birinci AKP ile aralarında büyük fark vardı, ama diğer bütün partiler Meclis dışında kalmıştı.

CHP yönetimi basit bir hesap yapıyordu: "Türkiye'de iktidarlar çabuk yıpranır, bir sonraki seçimde "mecburi" seçenek CHP olur, böylece iktidar olabiliriz."

Bunun için fazla bir şey yapmalarına gerek olmadığını, medyada görünmenin yeterli olduğunu düşündüler ve "manşet" muhalefeti yöntemini benimsediler.

Bu yöntem şudur: Sabah gazete manşetleri okunur, yapılacak basın açıklamalarına karar verilir ve bu açıklamalar yapılır. Böylece "iş" biter, bir sonraki gün beklenir.

Pazar günü İstanbul'da yumurtacılarla domatesçiler üniversiteye saldırırken CHP Genel Başkanı Deniz Baykal televizyon ekranındaydı. Üç gazetenin Ankara temsilcilerinin sorularını yanıtlıyordu.

Baykal, bu konuşmasında bilimsel bir toplantıya destek olan Erdal İnönü'ye yumurta atılmasını bile kınayamadı. Buna karşılık içeriğini bilmediği bir toplantının düzenlenmiş olmasına karşı olduğunu belirterek esas olarak MHP-BBP-İP çizgisinde bir düşünce yapısına sahip olduğunu ortaya koydu.

Baykal samimi ise
Baykal konuşmasında önemli ağırlığı son yapılan ihale ve özelleştirmelerle ilgili "şaibe" kuşkularına verdi. En sert sesiyle söyledikleri, bir süredir gazetelerin birinci sayfalarında yer alan, köşelerde yorumlara konu olan iddialarla ilgiliydi. Bilgi ve iddia olarak daha fazlası yoktu. Ama Baykal en "muhalif" sesiyle aynı şeyleri tekrarlayarak muhalefet görevini yerine getirmiş oldu.

Konunun temeli yolsuzluk iddiaları olduğu için Baykal yine birçok doğru şey söyledi. Milletvekili dokunulmazlıklarının kalkması gerektiğini bir kez daha vurguladı. Maliye Bakanı'nın daha önceki ticari faaliyetleri nedeniyle yargılandığı davaların düşmesini sağlayan afları hatırlattı.

Ama bir tek şeyi söylemedi:

* CHP'nin üst yönetiminde "Baykal ekibi" içinde yer alan bir milletvekili hakkında "ihaleye fesat" karıştırma iddiasıyla fezleke hazırlanmış ve Meclis'e gönderilmiştir.

Eğer Baykal bütün söylediklerinde samimi ise, Bu CHP'li, çoktan görevinden alınmış, yargılanması sağlanmış olmalıydı.

Programda soru soranlar da bu meseleyi hatırlamadı. Eğer hatırlayıp sorsalardı, Baykal'ın bütün "temizlik" mücadelesindeki "çifte standart" da ekrandan izleyenlere sergilenmiş olurdu.

Pazar günü CHP için yine kötü bir gündü.

DİĞER YENİ YAZILAR