Haberin Devamı
Zulüm görenin, kendisine zulmedene herhangi bir nedenle yakınlık duymasına, 70’li yıllarda İsveç’in başkentinde yaşanan bir olay dolayısıyla “Stockholm sendromu” deniliyor.
Bu bir tür ruh hastalığı ve CHP’nin partiyi yenilemek üzere yola çıkmış Genel Başkanı, o hastalığı ülke seçmeninin yarısına yakıştırdı.
Bu yakıştırmayla, serbest seçimlerin sadece birinde, Ecevit ile birinci olması dışında hiçbirisini kazanamamış olan ve bunu da halkın cehaletine, dolayısıyla mantıksız oy kullanmasına bağlayan geleneksel “CHP ruhu” hortlamış oldu.
Bu halk cahildir, kendi çıkarlarını göremez ve hep yanlış oy kullanır inancıyla demokrasiyi hakir gören, bazen “sandıksal demokrasi” bazen “cici demokrasi” diye aşağılayan anlayış her zaman “askeri müdahaleleri” de teşvik eden, en azından hoş gören, haklı gören anlayıştır.
Sandıktan kendi istediği sonuç bir türlü çıkmayınca, “ülkenin bekası, devletin kurtuluşu” için askeri “göreve çağıran” ruhun, CHP’deki yenilenme çabalarıyla uzaklaştığı umudunu taşıyanlar da böylece hayal kırıklığına uğramış oldu.
CHP’nin yeni Genel Başkanı’nın yeni kadrosunda yer alan, üstelik hukukçu ve öğretim üyesi olan bir kişi daha önce “asker kâğıttan kaplan çıktı” diyerek askeri müdahale olmamasından duyduğu üzüntüyü belirtmişti. Aynı kişi, genel başkanı “Stockholm sendromu” diyerek demokrasiyi ve seçmenin AKP’ye oy veren yarısını aşağılarken kendisinin “Ergenekon’u savunacağını” ilan ederek o ruhun CHP’nin tepesinde sapasağlam durduğunu kanıtlamış oldu.
Kendisine oy vermeyenleri ruh hastası olarak gören, siyasi iktidarın askeri müdahale dışında demokratik yolla değişebileceğine inanmayan bir siyasi anlayışın sol ile, sosyal demokrasi ile herhangi bir ilişkisi olması mümkün değildir. Bu anlayış, kendisini ne zannederse zannetsin, nasıl adlandırırsa adlandırsın, demokrasiden korkan, insanı aşağılayan, totaliter, faşizan bir anlayıştır.
CHP’de yönetim değişikliğiyle birlikte demokrat bir solun, sosyal demokrasinin siyasete ağırlığını getirerek, hem nitelikli bir muhalefet oluşturması hem de demokratik değişim süreçlerinde etkin olması umudu seçim sonucuna rağmen canlılığını korumuştu. Ama görünen o ki CHP geleneksel sendromlarından kurtulmuş değildir.
Çağdaş, demokrat, değişimci bir sol siyaset bekleyenlerin adresinin CHP olması çok zordur.

