CHP'nin siyaset tarzıyla ilgili bir şey yazıldığı, bir küçük eleştiri yapıldığı zaman CHP'lilerden yağmur gibi tepki geliyor. Bunların bazıları; özellikle genel başkan ve çevresini savunmayı görev edinmiş olanlar, genellikle çok öfkeli oluyor. Bazıları ise "CHP'nin imkânsızlıklarını" anlatıyor, Meclis'te etkili olamama gerekçelerini sıralıyor ve birçok çalışmanın da medyaya yansımamasından şikâyet ediyor.
Muhalefet ve mazeret
CHP'deki "boşluğun" ya da ülkedeki demokratik muhalefet boşluğunun önemli örnekleri son birkaç gün yaşandı, yaşanmaya devam ediyor. Bu örneklerden biri ek vergilerle ilgili uygulama başladıktan sonra CHP'nin Anayasa Mahkemesi'ne başvurmasıdır. Muhalefet sadece Meclis'te yapılmayacağı gibi, ciddi ve ağırlıklı konuşulduğu zaman Meclis'teki sandalye sayısının önemli olmadığı da bilinmektedir. Türk siyasi tarihi çok daha küçük parlamento gruplarının söylediklerinin ağırlığı ve etkinliği sayesinde seslerini çok fazla duyurduklarının ve toplumu etkilediklerinin örnekleriyle doludur. Türkiye şu anda, geleceği açısından son derece önemli bir dönem yaşamaktadır. Uyum paketi adı verilen ve Türkiye'de demokrasinin bütün güvenceleriyle en ileri ülkelerdeki gibi işlemesini sağlayacak yasa değişiklikleri gündemdedir. Bu yasa değişikliklerinin bazıları için gerek "bürokratik" kökenli gerekse Milli Güvenlik Kurulu içinden tepkiler ve engellemeler söz konusudur. CHP, kuruluşu ve gelişimiyle, ilan ettiği temel ilkeleriyle en gelişmiş demokrasiyi, bütün imkânlarıyla sonuna kadar savunması gereken partidir. Türkiye'nin bir Ortadoğu değil bir Avrupa ülkesi olması için çalışmış, uğraşmış bir partidir. 1960 sonrası gelişmeler, dünyadaki değişimler CHP'nin demokrasi çerçevesinde daha da kurumlaşmasını ve sosyal demokrasinin öncüsü olmasını sağlamıştır.
Herkes söylüyor
Şu anda AB üyeliği için ve daha gelişmiş bir Türkiye için, kimi yasalarda demokratik yönde değişiklikler yapılması söz konusudur. Ve CHP sözcüleri, en çok da "tek sözcü" konumundaki Genel Başkan, "genel" konuşmalarla lafı yuvarlamaktadır. CHP sözcüsünün söylediğini herkes söylemektedir: Efendim Türkiye'nin yeri Batı olmalıdır... Türkiye demokratik gelişmesini tamamlamalıdır... Tabii ki demokrasinin bütün kurumları Türkiye'de olmalıdır... Ama CHP sözcüsü ya da sözcüleri çıkıp net bir şekilde "Terörle Mücadele Yasası'nın bu şeklinin sakıncalı olduğunu", "diğer dillerde yayın yasağının tümüyle kaldırılmasının şart olduğunu" söyleyememekte, bunları tek tek ve ayrıntılarıyla halka anlatamamaktadır.
'Burada' olmak için
* CHP'nin kimliği eğer söyledikleri siyasi kimlik ise, CHP sözcülerinin bugün hükümeti "yavaş" davranmakla, demoktratik yasaları Milli Güvenlik Kurulu'na götürmekle eleştirmeleri gerekir.
* Daha ileri başka yasa önerileri hazırlamaları gerekir. Bunları da gerekçeleriyle halka duyurmalan gerekir.
* Siyasi nüfuz suiistimalinin örneklerini tek tek izleyip halka anlatmaları gerekir. O zaman "türban" tartışmasında aldığı tavır da daha anlaşılır olacaktır. Türban tartışmasını bitirecek yöndeki inisiyatif CHP'de olacaktır. Demokrasinin bütün kurum ve kurallarının işlediği bir toplumda türban tartışmasının kalmayacağını anlatan CHP olacaktır.
O zaman CHP de CHP olacaktır. Karnından konuşan, konuşmuş olmak için konuşan bir parti değil; demokrasiyi, en ileri insan haklarını ve AB'ye üyeliği en güçlü savunan bir parti olacaktır. CHP nerede? sorusunun cevabını CHP, içi dolu ve korkusuz çıkışlarla verebilirse bütün Türkiye CHP'nin "burada" olduğunu görür, söylemine önem vermeye, dikkat çektiği konulara dikkat etmeye başlar. Şimdiki durum tam tersidir. CHP'liler ister kızsınlar ister köpürsünler, şu anda Türkiye'de bir ağıklıkları yok. Ama yapmaları gereken, kızacakları yerde bu ağırlığı yeniden üstlenmenin yollarını aramaktır.
CHP nerede?
CHP'nin siyaset tarzıyla ilgili bir şey yazıldığı, bir küçük eleştiri yapıldığı zaman CHP'lilerden yağmur gibi tepki geliyor
Haberin Devamı

