Salı ve perşembe günleri Meclis'te grubu bulunan partilerin grup toplantıları yapılır. Grup başkanı olan genel başkan burada bir konuşma yaparak güncel gelişmeler hakkında partisinin çizgisini anlatır. Bu konuşmaların "basına açık" bölümü bütün kamuoyuna yönelik mesajlar içerir. Eğer genel başkanın topluma ve partisine açıklayacak önemli bir görüşü yoksa, güncel gelişmelerin en can alıcı olanlarına ilişkin politikalar geliştirememişse ne yapar?
Durumu idareye mahkum!
CHP Genel Başkanı Deniz Bay kal'ın bir süredir yaptığını yapar: Aklarla karaları karıştırır, aslında ne dediği anlaşılmayan "laf oturtmaları" yapar, içeriğini açmadan edebiyat yapar, bir politika belirleyemediği zaman son otuz yıldır yapılageldiği gibi "milli" kelimesiyle durumu idare eder.
CHP yönetimi 1999'daki yüzde 9 oydan son seçimde yüzde 19'a neden çıktığını tahlil edemediği ve göremediği sürece "durumu idareye" mahkumdur.
Eski tas eski hamam!
Seçim öncesinde sadece Deniz Baykal konuşmuş, bütün televizyonlara o çıkmış, bütün kampanyayı bir anlamda tek başına yürütmüştür. Hatta son hafta CHP'den aday olan birçok kişinin televizyona çıkması önlenmiştir. CHP'nin yüzde 9'dan 19'a çıkmasının, Baykal'in tek başına yürüttüğü kampanyanın ürünü olduğuna inanan CHP'li varsa, bu partinin birçok diğer parti gibi ilk seçimde kapısına kilit vurması kaçınılmazdır.
Eğer Kemal Derviş son tercihini CHP'den yana yapmasaydı, onu izleyen değişik kesimlerden insanların da CHP'ye yönelmesiyle bir hareket yaratılmamış olsaydı CHP'nin yüzde 19'a ulaşması zaten mümkün değildi. CHP seçim öncesinde Kemal Derviş ile birlikte kendine bir "yenilenme süsü vermiş" ve çok hızlı bir şekilde bu "yenilenme" sevdasından vazgeçerek "eski hamam eski tas" durumuna dönmüştür. Baykal'ın "ana muhalefet" olarak yaptığı çıkışların tarzı, üslubu ve içeriği "Baykal CHP'sini yüzde l0'un altına indiren" çizgiden farksız hale gelmiştir.
Bu tarz muhalefetle CHP...
Eğer CHP, ana muhalefet olarak bula bula eleştirecek Davos'taki Türk gecesini buluyorsa, Kıbrıs konusunda 30 yıldır milyonlarca kez söylenmiş içi boş lafları tekrar etmekle yetiniyorsa CHP'nin ana muhalefet değil vasat ve önemsiz bir muhalefet partisi olmaktan öte bir şansı olamaz.
Hükümet ekonomide "popülist" kararlar alıyor, CHP'deki ekonomi uzmanlarının sesi soluğu çıkmıyor; CHP bu kararların anlamını açıklamıyor.
Çünkü bu konularda halkla ters düşmekten çekiniyor. Türkiye, adım adım savaşa yaklaşıyor, CHP'den Türkiye'nin zihnini açacak hiçbir görüş gelmiyor. CHP 1999'da ağırlıklı bir görüş getiremeyen, siyasette ileriye dönük çözüm üretmekten çok yeni çatışmalar yaratan tavrı nedeniyle seçmen tarafından cezalandırılmıştı. Bugün de tutturduğu muhalefet tarzıyla Meclis'te ikinci parti olabilir, ama hiç kimsenin hiçbir görüşüne kulak vermediği bir siyasi hareket olarak gerçekten küçülür ve silinmeye mahkûm hale gelir.
CHP ne yapar?
Salı ve perşembe günleri Meclis'te grubu bulunan partilerin grup toplantıları yapılır. Grup başkanı olan genel başkan burada bir konuşma yaparak güncel gelişmeler hakkında partisinin çizgisini anlatır
Haberin Devamı

