CHP-MHP’ye devam

Deniz Baykal’ın yönetimindeki CHP’nin sol ve sosyal demokrat politikalar üretmek yerine radikal milliyetçi ve muhafazakâr sağa doğru ilerlemesini defalarca konu ettik

Haberin Devamı

Deniz Baykal’ın yönetimindeki CHP’nin sol ve sosyal demokrat politikalar üretmek yerine radikal milliyetçi ve muhafazakâr sağa doğru ilerlemesini defalarca konu ettik.

Son günlerde CHP ile MHP’nin yakınlaşması, iki partinin yöneticilerinin birbirlerine çiçek göndererek seçim sonrası bir koalisyonun altyapısı üzerine çalışmalarını da yorumladık.

Farklı tepkiler gelmeye devam ediyor. Bunların bir bölümü ülkücü görüştekilerden. Onlara göre, 1980 öncesindeki olaylarda hayatını kaybetmiş 5 binin üzerindeki Türk vatandaşının neredeyse tümü ülkücü. Buna inanmak isteyenler inansın.

İnansınlar ama, örneğin Prof. Bedrettin Cömert’in neden öldürüldüğünü düşünsünler. Prof. Server Tanilli’nin neden arkadan kurşunlandığını düşünsünler. Ankara’da yedi genç insanın neden boğma telleriyle boğulduğunu düşünsünler. Prof. Ümit Doğanay’ın ülkücü kurşunlarına hedef olmasının nedenini düşünsünler.

Savcı Doğan Öz’ün, Prof. Bedri Karafakioğlu’nun neden öldürüldüğünü düşünsünler. Bilmeyenler ama merak edenler, gazetelerin arşivlerine başvurabilir. İnternetten yararlanabilir.

Ama önce öğrensinler, hatırlasınlar, sonra küfür etsinler.

***

Aslında bu listeler daha da uzar, 12 Eylül’ü aşar 1990’lara kadar gelir. Abdullah Çatlı’nın son icraatlarına kadar gider, Susurluk’a dayanır ve Uğur Mumcu cinayetine kadar ulaşır.

12 Eylül öncesinde radikal sol gruplara karşı kendilerini koruduklarını iddia eden ve buna inanan ülkücülerin yukardaki cinayetleri açıklaması gerekiyor.

12 Eylül öncesinde işlenen bu cinayetler doğal olarak hatırlanacaktır, hatırlanmak zorundadır.

İspanya hâlâ iç savaşta suç işleyenlerin peşini bırakmış değildir. Şili’de Pinochet bunca yıl sonra mahkûm olmuştur. Fransa’da hâlâ İkinci Dünya Savaşı’nda Nazilerle işbirliği yapanların, Cezayir savaşında yerli halka eziyet edenlerin peşinde koşulmaktadır. Koşulmak zorundadır. Bir topluma bu kadar ağır acılar çektirenlerin peşinde koşulacaktır. Bunlar kim olursa olsun, ne adına cinayet işlediklerini söylerse söylesin, hesap vermek durumundadır.

***

Bazı CHP’liler MHP ile koalisyon konusunda şunu söylüyor: “Geçmişi bırakalım, çünkü şu anda asıl önemli olan AKP’den kurtulmaktır, bunun için CHP’nin MHP ile koalisyon yapması da muhtemel bir çaredir.”

Bu CHP’liler AKP ile MHP’nin farkını düşünmek zorundadır. MHP’nin iktidar ortağı olduğu dönemlerde; 1980 öncesinde Demirel’in Milliyetçi Cephe hükümetlerinde, 1999’da Ecevit hükümetinde koalisyon ortağı olarak neler yaptığını incelemelidir.

“Ulusalcı” CHP’lilerin en çok önem verdikleri bazı laiklik meselelerinde MHP ile AKP arasında hiçbir fark olmadığını bilmek de bu konuda laf üretenlerin görevidir. Son günlerde karşılıklı olarak atılan birkaç çiçeğin ve AKP’ye tepkinin etkisiyle bütün yakın tarihi unutuvermek de ancak bize özgü bir durum.

DİĞER YENİ YAZILAR