Bu köşede ve herhalde başka köşelerde de CHP’yle ya da genel olarak solun durumuyla ilgili bir yorum yer aldığında okurların önemli bir bölümünden şöyle bir tepki gelir:
“CHP dışında solda bir seçenek var mı ki ona verelim, sonuçta tek güçlü sol parti o ve her şeye rağmen ona oy verilmesi gerekir...”
Bu da bir mantık. Ama burada sorulması gereken soru, CHP’nin nasıl bir solu temsil ettiği, yürüttüğü siyasetlerin ne kadar sol olduğudur.
CHP’nin son dönemine damgasını vuran politikaların herhangi birisinin “sol” ya da “sosyal demokrat” olarak nitelenmesi zordur. Batı’daki sol ve sosyal demokrat siyasetlere, oradaki partilerin tartıştıkları konulara; geleceğe dönük projelerine bakıldığı ve bütün bunlar CHP ile karşılaştırıldığı zaman CHP’ye solun herhangi bir çeşidini yakıştırmak mümkün olmuyor.
CHP Genel Başkanı’nın attığı son adım MHP’ye elini uzatmak oldu. Birkaç gündür CHP ve MHP sözcüleri birbirlerine çiçek göndermekle meşgul.
Kimileri bunun, ilerideki bir CHP-MHP koalisyonunun işareti olarak seçmene ulaştırılması durumunda her iki partinin de oyunu artırabileceğini savunuyor. Tabii böyle bir durum olabilir. Ama MHP ile koalisyon işaretleri veren bir CHP’ye hangi sol seçmenin oy vereceği sorusunu da sormak gerekiyor.
1965-1980 arasında CHP üyeleri, gençlik kolları üyeleri, il ve ilçe binaları da ülkücü hareketin hedefleri arasındaydı. O dönemde ülkücü silahlarından çıkan kurşunlarla hayatlarını kaybeden CHP’lilerin bir listesi herhalde CHP’nin modern genel merkezinin bir yerlerinde bulunuyordur.
Eğer bu liste yoksa, o günlerin gazeteleri taranabilir, örneğin Ecevit’in seçim konvoylarına yapılan saldırılar, açılan ateşler hatırlanabilir.
Deniz Baykal’ın MHP’ye yönelik çiçek sunma siyasetini savunmak isteyenler, MHP’nin değiştiği iddiasını öne sürebilir. Bunun için de MHP lideri Devlet Bahçeli’nin geçen haftaki kurultaydaki konuşmasını hiç izlememiş, okumamış olmak ya da kimsenin izlemediğini umut etmek gerekir.
MHP Genel Başkanı Bahçeli uzun konuşmasında geleneksel “ülkücü-radikal milliyetçi” temaların tümünü aynı şekilde tekrar etti. Bu konuşmada bir değişiklik işareti görmek için ya saf ya da fazla kurnaz olmak gerekir.
CHP Genel Başkanı ve ekibi de insanları fazla saf görüyor olmalı ki, muhafazakâr sağa doğru yürüyüşünü sürdürüyor. Bu yürüyüşün ucunda bir iktidar ışığı görmek de yine kendini ya da çevresini kandırmaktır.
Baykal’ın CHP’ye kilit asmak yolundaki çabalarının en sonuncusu herhalde MHP ile yakınlaşma ve koalisyon kurma hesabı olacaktır.

