Bakan kendi gözüyle gördüklerini anlatıyor:
Denizli'de çok geniş bir tarım alanı. Uyanıklar, sulama işini çözmüşler, kanalizasyon borularını kırmışlar ve bütün alanı buradan sağladıktan kirli atıkla suluyorlar.
Biz de bu meyve ve sebzeleri yiyoruz.
Yine bakan anlatıyor.
Kemalpaşa'da 85 fabrika bulunuyor. Bunların bir kısmının arıtması var, bir kısmının yok. Olmayanlar verilen komik cezaları ödemeyi arıtmaya para harcamaya tercih ediyor. Arıtması olanlar da, enerji tasarrufu yapmak için geceleri arıtma sistemlerini kapatıyor, yani yine pislikleri denize veriyor.
Bu iki örneği, Çevre ve Orman Bakanı Osman Pepe kendi gözüyle gördüğü örnekler olarak anlatıyor. Tabii ki ülkemizin dört bir yanı buna benzer yüzlerce çevre katliamı örnekleriye doludur.
Bakan, İskenderun'daki zehirli atık yüklü geminin batmasıyla ilgili olarak kendi açısından açıklamalar yapıyor. Bu olay da tabii önemli bir örnek olaydır ve zehirli atık yüklü geminin bir Türk limanına kabul edilmesi ve bu limanda dört yıl boyunca bekledikten sonra batması mutlaka bütün boyutlarıyla aydınlanmalıdır.
Bakan bu olayın da önemli olduğunu, ancak Türkiye'nin giderek daha büyük bir 'çevre faciasıyla" karşı karşıya kalacağı alarmını veriyor.
'Uygulamasız bakanlık'
Sorumlu Bakan"ın bütün anlattıkları acı tablonun ne kadar büyük boyutlarda olduğunu gösteriyor.
Türkiye. Avrupa Birliği çevre mevzuatına tam uyumu önümüzdeki ay içinde gerçekleştirecek. Ancak bu mevzuatrı uygulanması için her yıl 4-5 milyar euro gerekiyor. Tabii böyle bir para yok.
Çevre Bakanlığı sadece kurallar koyuyor, bunları uygulama yetkisi yok. Sadece yetkisi değil, uygulama yapabileceği bir kadrosu da yok.
Çevreyi kirletenlere kesilen para cezaları mahkemelik oluyor ve iyice komik miktarlara indiriliyor.
İskenderun'daki gemiye de 150 milyar lira ceza yazılmış, mahkeme bunu 30 milyara indirmiş.
Türkiye'nin sahillerinin denetlenmesi için herhangi bir kara ya da hava aran bulunmuyor. Yalnızca Marmara Denizi ve İstanbul Boğazı'nın çevre açısından denetlenmesi için bin eleman gerekiyor. Şu anda bir eleman yok.
Türkiye'nin giderek daha fazla yaşayacağı çevre felaketinin boyutları hakkında Bakan daha birçok örnek veriyor. Bunlardan belki de en önemlisi, yaşanan çevre sorunlarının doğrudan insan üzerindeki etkisi olarak kanser hastalıklarının hızla artması.
Çevre ve Orman Bakanı Osman Pepe'nin anlattıkları gerçekten vahim. Bunun anlamı gelecek kuşaklara inanılmaz kirlenmiş, susuz ve ağır hastalıkların sürekli patladığı bir ülke bırakmaktır.
Ancak bunun tersi için, yani ülkemizin gerçekten kurtulması için gereken temel unsura sahip değiliz.
Çevreye ilişkin hiçbir hassasiyetimiz olmadığı gibi, bu tür sorunlara ilgi gösterenlerin de boş işlerle uğraştığını düşünüyoruz. Ve kirletmeye devam ediyoruz.
Çevre alarmı
Bakan kendi gözüyle gördüklerini anlatıyor: Denizli'de çok geniş bir tarım alanı. Uyanıklar, sulama işini çözmüşler, kanalizasyon borularını kırmışlar ve bütün alanı buradan sağladıktan kirli atıkla suluyorlar
Haberin Devamı

