Haberin Devamı
Tayyip Erdoğan, 29 Mart gecesi “mesajı aldım” demişti. Aradan geçen süre içinde hangi mesajı aldığına ilişkin bir işaret vermedi.
Dün ise dayanamadı, yine “kriz teğet geçecek” dedi. Cevabı da birkaç saat sonra Şanlıurfa’dan geldi; işini kaybetmiş ya da kaybetme korkusu içindeki bir belediye işçisi insanların üzerine kurşun yağdırdı.
Türkiye, tarihinin en ağır işsizlik oranına ulaştığı sırada, iş yerleri kapanmaya devam ederken, işsizlik artarken, henüz bir işi olan milyonlarca kişi de işini kaybetme korkusu içinde yaşarken “teğet geçecek” demek bütün bu insanlarla alay etmek demektir.
Türk ekonomisi ciddi biçimde küçülüyor, bütçe darmadağın oldu, ekonominin can damarlarından sayılan tekstil sektörü “imdat” diye bağırıyor ve Başbakan hâlâ “teğet geçecek” diyor.
Kimse yanılmaktan hoşlanmaz, yanıldığının söylenmesinden de hoşlanmaz ama Erdoğan global krizi teşhis etmekte yanılmış, belki de danışmanları tarafından yanıltılmıştır. Olabilir, herkes yanıltılabilir, Erdoğan da yanıltılabilir. Ancak Erdoğan bu yanlışı kabul etmemekte direnerek toplumdaki güvensizliğini körüklüyor.
Krizin ilk belirtilerinin ortaya çıkışının üzerinden yaklaşık 9 ay geçti. Bu süre içinde bazı tedbirler çok daha erkenden alınabilirdi ama tedbir almakta sürekli olarak gecikildiği için ekonominin bütünündeki güvensizlik tırmanıyor.
Seçimin ertesinde yapılan kamuoyu araştırmalarında AKP’nin halk desteğinin azalmaya devam etmesinin nedenin de işsizlik ve bu büyük sorunun çözüleceğine dair inancın kaybolması olduğu ortada.
2001 krizinin ardından Kemal Derviş eliyle uygulanan sıkı politikaların devam ettirilmesi ve dünyadaki genel konjonktürün de olumlu yansımalarıyla Türk ekonomisinde ciddi bir büyüme yaşanırken, bazı yapısal reformların bir kenara bırakılması da son krize “içerden katkı” oldu. Bu dönemde ekonomi çevrelerinden gelen uyarılar, “işler nasıl olsa iyi gidiyor” diye dikkate alınmadı.
Ekonomik krizden hiç kimsenin çıkarı yoktur. Birilerinin sadece Erdoğan’ı kızdırmak ve yıpratmak için ekonomik krizi körüklediğini düşünmek de meselenin ne olduğunu hiç anlamamaktır.
Ekonomik kriz, Erdoğan’ın “şahsi” meselesi değildir ve Erdoğan, “teğet” edebiyatına devam etmekle kendi kendisini yıprattığının da farkında değildir.

