Çeteler ve devlet

Yeraltı dünyasına ilişkin her operasyonda aynı şey oluyor. Mutlaka, çete yöneticilerinin bazı kamu görevlileriyle ilişkisi olduğu ortaya çıkıyor. Bu ilişki bazen basit bir parasal ilişki olabiliyor, bazen de ortaya çok daha karmaşık yumaklar çıkıyor

Haberin Devamı

Yeraltı dünyasına ilişkin her operasyonda aynı şey oluyor. Mutlaka, çete yöneticilerinin bazı kamu görevlileriyle ilişkisi olduğu ortaya çıkıyor. Bu ilişki bazen basit bir parasal ilişki olabiliyor, bazen de ortaya çok daha karmaşık yumaklar çıkıyor.

İstanbul'da son olarak yürütülen çete operasyonunun ucunda yine bazı kamu görevlileri çıktı. Her soruşturmada da sağdan soldan bazı yargı görevlileri çıkıyor. Ama sürekli olarak adları çıkanlar aynı "çekirdek kadro"nun, Susurluk grubunun içindeki kişilerdir.

Bu grubun, bütün "iyi" örgütlenmiş ve "yüksek gelirlere" ulaşmış suç örgütleriyle ilişkileri olduğu anlaşılmaktadır.

Bu gerçek çoktandır herkesin gözü önünde. Hemen hemen her vatandaş bu ilişkilerin nasıl "sıkı ilişkiler" olduğunu öğrendi.

* Ancak bazı çevreler halen bu ilişkilerin aklanması için kullanılan "vatan millet" edebiyatının etkisi altında.

* Bu çeteler sanki "vatana hizmet" amacıyla kurulmuşlardır. Sanki bu çete mensupları ve yöneticilerinin, Türkiye'nin başındaki en büyük belalardan biri olan uyuşturucu trafiğiyle ilgileri yoktur. Sanki onlarca tehdit, şantaj, adam kaçırma ve cinayet suçları para için değil "vatan için" işlenmiştir.

Yine aynı şey olursa...
Çetelerin, suç örgütlerinin devlet içine bu kadar sağlam bir şekilde sızmalarının altyapısı yine 12 Eylül askeri yönetiminin ve onun lideri Kenan Evren'in ucuz politikaları sayesinde atılmıştır. Sola karşı ülkücülerin kullanılması, bunların olayları istenmeyen aşamalara götürmesiyle sonuçlanınca çare olarak "İslamcı gençlerin teşvik edilmesi" bulunmuştur.

Teröre karşı çare olarak da kontr-terörün haydutlar, suç dünyasından insanlarla yapılması görülmüştür.

* Bu altyapılar hazırlandıktan sonra, hastalığın yayılması son derece kolay olmuştur. Ve bu hastalık bugün "Neşter Operasyonu" adı verilen soruşturmada ortaya çıktığına göre, yüksek yargıya kadar ulaşmıştır.

* Çetelerin devlet içindeki uzantılarının temizlenmesi, suç dünyasının ilişki kurduğu bütün kamu görevlilerinin yargı önüne çıkarılması sağlanmadan "devlete güven"in geri gelmesi mümkün değildir.

Bu yönde daha önce de çeşitli girişimler olmuş, ancak bu girişimler yine devlet içinden sağlanan koruma sistemlerine takılmıştır.

* Bu kez de aynı şey olursa, devletin çetelerle ilişkisini kesmek için kararlı olduğuna ilişkin hiçbir inanç ayakta kalamaz. Eski hamam eski tas sistemi yürümeye devam eder.

DİĞER YENİ YAZILAR