Bu hafta Ankara'nın "cesaret haftası" olacak. Bu "cesaret" dört boyutlu gösterilmek zorunda. Birinci boyut, Meclis'in hiçbir kompleks ya da takıntı göstermeden Avrupa Birliği uyum yasalarını çıkartmasıdır.
Bunun yanında Adalet ve Kalkınma Partisi ve CHP'nin uygulamalarla ilgili net çıkışlar yapması gerekmektedir. Bu uyarılar, "Kafası karışık" bazı kamu görevlileri ve kurumları açısından önemlidir.
Mesajlara devam
İkinci "cesaret boyutu" Tayyip Erdoğan'ın son dış temaslarıyla ilgilidir.
Bu temasların en önemlisi, kuşkusuz 10 Aralık'ta Washington'da, Beyaz Saray'da gerçekleşecek olan Bush görüşmesidir.
Buna bir ölçüde bağlı olan "üçüncü boyut" da Avrupa ülkelerinin karar vericilerine yönelik mesaj yağmurunun devam etmesidir.
Bu "cesaret" ve "basiret" hem Ankara'ya hem bütün sivil toplum kuruluşlarında "son hafta" da sürmelidir.
Artık herkes görmeli
"Cesaret" in dördüncü boyutu ise en büyük"cesaret"in ve "basiret"in gösterilmesi gereken konudur: Kıbrıs.
KKTC yani Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti gerçek bir "devlet" olamamıştır.
Buna rağmen KKTC'yi kurmuş ve yaşatmaya çalışmış olanların bakış açısının farklı olması doğaldır. Ama Kıbrıs sorununun "çözüm" sınırına gelmiş olduğunu onlar da görmek zorundadır.
Güney Kıbrıs, "Kıbrıs Cumhuriyeti" olarak Avrupa Birliği üyesi olduğu andan itibaren Kuzey Kıbrıs'ın hiçbir şansı kalmayacaktır.
Asıl cesaret nerede...
Kıbrıs'ta çözüm için "cesaret" gösterilmesinin diğer yanında Türkiye'ye AB üyeliği yolunun açılması bulunmaktadır.
KKTC yetkilileri son anda yine çözüme gidebilecek süreci tıkama çabası içindedirler.
Bu tıkama çabalarının sonuçta hem Kıbrıs Türkleri'ne hem de bütün Türkiye'ye zarar vereceğini görmek istemiyorlar.
Ankara'nın Kıbrıs konusunda atacağı "cesur" adımlar asla "teslimiyet" ya da "Kıbrıs'ı satmak" değildir.
Cesaret, bu suçlamaları göze alarak düzgün bir çözüm için kararlı davranmakla gösterilecektir.
Kopenhag Zirvesi 12 Aralık'ta toplanacak.
O gün Avrupa liderlerinin verecekleri kararın önemini artık herkes biliyor.
O zaman: "Cesaret, biraz daha cesaret..."
Yolsuzluklar
AKP ile CHP'nin birinci ve ikinci partiler olarak seçilmelerinin nedenlerinden biri, önceki dönemlerdeki "yolsuzluk" söylentilerinin ayyuka çıkmış olmasıydı. Türk halkının büyük çoğunluğu Ankara'da büyük yolsuzluklar olduğunu ve bunların üstlerinin örtüldüğü kanaatindeydi.
Tayyip Erdoğan dün uzun bir aradan sonra "yolsuzluklar" konusunu açtı. Bu konuda yapılacak her şey halkın desteğini alacaktır. Tek şartla: Takiplere, siyasi hesaplaşma karışmadıkça...
Cesaret
Bu hafta Ankara'nın "cesaret haftası" olacak. Bu "cesaret" dört boyutlu gösterilmek zorunda
Haberin Devamı

