TÜSİAD Başkanı Tuncay Özilhan'ın ekonomide herhangi bir gelişme sağlanmamasını eleştiren konuşması hükümetin ve Başbakan Gül'ün tepkisini çekti. Aslında aynı eleştiriler bir süredir çeşitli "tonlarda" yapılıyor. Bundan daha doğal bir şey olamaz, çünkü hükümet içinde, ekonomi de dahil birçok konuda önemli bir koordinasyon eksikliği olduğu sayısız örnekte görülmüştür.
Ekonomide ise, "acil eylem planı" ndan sürekli olarak söz edilmesine rağmen elle tutulur bir gelişme olmamıştır. Buna karşılık Türkiye'yi ağır ekonomik krizlere götüren "popülist" politikaların ilk örnekleri gösterilmeye başlanmıştır.
Yeni bir delik!...
İlk örnek, emeklilere yapılan zamdır. Elbette emeklilerin yaşam koşullarının güçlüğü bellidir. En açık deyimle "emekliler sürünmektedir". Bunun nedeni de yine popülist politikalar, enflasyonist şişirmeler dolayısıyla ekonominin sürekli olarak bıçak sırtında yaşamasıdır. Enflasyonist "şişirme" politikalarının öncelikle sabit gelirlileri ezdiğini artık ilkokul çocukları bilmektedir.
Hükümetin ilk iki ayında, ekonomiye ilişkin olarak tek dişe dokunur gelişme emeklilere yapılan zamdır. Bu zammın kaynağının olmadığını bizzat Başbakan söylemiştir, "Bulacağız" demiştir. Bu zam, bütçede yeni bir delik olarak, faiz artışı olarak, enflasyon olarak geri dönecek ve emeklilerin yaşam koşulları düzelmek bir yana daha da kötüleşecektir.
Bilgisizlik ve kararsızlık
Duble yollar için de yine kaynak belirtilmeden harekete geçilmiş, ihaleler küçük parçalara ayrılarak dağıtılmaya başlanmıştır. Bu yatırımın kaynağı da belli değildir ya da hükümet bilmekte ama açıklamamaktadır.
Ekonomide, hükümetin bir "öncelikler planı" hazırlamadan bol bol "cek-cak"lı konuşmalar yapılması, "popülist" adımlarla birlikte bütün ekonomi dünyasını tedirgin edecek bir aşamaya gelmiştir.
Ekonomiyle ilgili bakanların son iki aydır yaptıkları bütün açıklamalar sadece "cek-cak" açıklamalarıdır. Somut meselelere gelindiği anda ise açıklamalar, tavırlar çelişmekte, kararsızlıklar, bilgisizlikler ortaya çıkmaktadır.
"Aynı çatı" iyi de nasıl?
Son bir örnek de sosyal güvenlik kurumlarına ilişkindir, ilgili bakan tekrar bütün sosyal güvenlik kurumlannın, SSK, Emekli Sandığı ve Bağ-Kur'un tek çatı altında toplanacağını ilan etmiştir. Bu konu son 7 hükümetin programında aynı cümleyle yer almış, bütün sosyal güvenlikle ilgili bakanlar aynı cümleyi yüzlerce kez tekrar etmişlerdir.
Şimdi beklenen, bu "aynı çatı" da toplamanın nasıl bir programla gerçekleştirileceğinin somut olarak açıklanması ve harekete geçilmesidir.
Korku çok açıktır: Ekonomi politikalarında yalpalayan hükümet, popülist birkaç adım daha atar, ekonomik programı "öldürürse", Türkiye tekrar ağır bir ekonomik kriz yaşayabilir. Hükümetin sorumlu kişilerinin böyle bir bilinç taşımadıkları duygusu da fena halde yayılmış bulunmaktadır. Bunun açık göstergesi de faizlerin bir türlü düşmemesidir.
Eğer AKP geçen koalisyon gibi Türkiye'yi bir kez daha duvara vurdurursa, bunun arkası kaçınılmaz olarak siyasi kriz olur.
Cek-cak'lı iki ay
TÜSİAD Başkanı Tuncay Özilhan'ın ekonomide herhangi bir gelişme sağlanmamasını eleştiren konuşması hükümetin ve Başbakan Gül'ün tepkisini çekti. Aslında aynı eleştiriler bir süredir çeşitli "tonlarda" yapılıyor
Haberin Devamı

