Çankaya freni

Şu anda geçerli olan anayasal düzende Cumhurbaşkanı "icracı" değildir. Ancak sahip olduğu yetkiler ona önemli bir siyasi iktidarı "frenleme" görevi veriyor

Haberin Devamı

Şu anda geçerli olan anayasal düzende Cumhurbaşkanı "icracı" değildir. Ancak sahip olduğu yetkiler ona önemli bir siyasi iktidarı "frenleme" görevi veriyor.

Yasaları onaylama veya veto yetkisi, Anayasa Mahkemesi'ne başvurma hakkı, gerekli gördüğü zaman bakanlar kuruluna başkanlık edebilmesi, önemli atamalarda imzasının gerekmesi bu "fren" görevinin temel araçlarıdır.

Cumhurbaşkanı bu imkânlar sayesinde başbakan ve iktidar partisi üzerinde "denetim" hakkını kullanabilir.

Aslında bu sistem yine 1981 Anayasası ile gelmiş garabetlerden biridir. Cumhurbaşkanı "icra"nın parçası değildir, ama aynı zamanda "temsili" de değildir.

Bu ara durum Cumhurbaşkanı ile, aynı partiden bile olsa Başbakan arasındaki çatışmaları kaçınılmaz hale getiriyor.

Turgut Özal kendi yerini verdiği Mesut Yılmaz ile Süleyman Demirel de kendi yerini verdiği Çiller ile defalarca çatışmıştı.

Bugün, Çankaya'da ve Başbakanlık'ta siyasal ve toplumsal kökenleri çok farklı kişiler oturuyor. Çatışmaları kaçınılmazdır.

Bundan öncekilerde ve bugünkü çatışmada herkes bulunduğu tarafa göre Çankaya'nın yetkilerini tarif etmeye çalışmıştır.

Sistem değişmedikçe...
Ankara'da siyasi veya insani nedenlerle yapılan çarpıtmalara rağmen Cumhurbaşkanı'nın anayasal durumu ve yetkileri aslında hiç de karmaşık değildir.

Ve Çankaya'da oturan kişi, kökeni ne olursa olsun o makamı bir "onay makamı" haline dönüştürmeye yanaşmaz.

Eğer Tayyip Erdoğan Çankaya'ya çıkarsa kendi halefiyle çatışacaktır. Erdoğan Çankaya'ya yine AKP'ye yakın bir kişinin çıkmasını sağlasa bile bu kişi eninde sonunda "Cumhurbaşkanı" olacaktır ve kendi altındaki hükümetin her icraatını onaylayan bir "memur" konumuna düşmek istemeyecektir.

* Türkiye, üç ana sistemden birini seçmediği sürece Çankaya-Hükümet çatışması sona ermez. Bu üç seçenek başkanlık, yarı-başkanlık ve temsili başkanlık sistemleridir.

Bugünkü sistem hakkındaki kanaatler de herkesin bulunduğu yere göre değişmektedir ve bundan sonra da böyle olacaktır. Bugün eğer siyasi iktidardan kuşkunuz varsa Çankaya'da "frenci" bir cumhurbaşkanı olmasını tercih edersiniz.

Diyelim ki bundan sonra AKP'ye yakın bir cumhurbaşkanı seçildi, ama sonraki seçimde CHP iktidar oldu. Bu kez de aynı kişiler Cumhurbaşkanı'nın aslında yetkisiz ve temsili olduğunu, siyasi iktidarı frenlemeye hakkı olmadığını bağırmaya başlayacaktır.

Cumhurbaşkanı sorunu da bu gidişle Türk siyasi hayatının "alaturka" gelenekleri içinde çözümsüz bir sorun olarak kalacaktır.

DİĞER YENİ YAZILAR