Cami yıkan CHP

Haberin Devamı

Öyle bir efsane vardır, elli yıldır tekrar edilir ama kesin bir kanıt gösteren olmamıştır. CHP’nin tek parti döneminde, çok partili düzene geçişe kadar dinle ilgili politikaları bellidir. CHP, bu dönemde dini kökenli örgütlenmelere mesafeli davranmış, bunların “halkın dini inançlarını istismar eden siyasi hareketler olarak toplumu geriye çevirmesinden” kuşkulanmıştır.

Türkçe ezan Mustafa Kemal’in fikridir, ama bundan dönüş kararını alan İnönü CHP’sidir, uygulayan Demokrat Parti’dir.

Tek parti döneminde siyasi iktidarın dinle ilgili politikaları tartışılabilir; bazı tavırların tam tersine, bu politikaların halkın bir kesimini devrimlerden soğutmaya yol açtığı da söylenebilir.

***


Tek parti dönemi CHP’sinde tartışılacak olan sadece dinle ilgili politikalar değildir. Savaş, dış müdahaleyle bölünme ve yine dış güçlerin kullanacağı irtica hareketleri korkularının yol açtığı ve zaman zaman “ırkçı”lığa yönelen uygulamalar da olmuştur.

Gündelik siyasi mücadelelerde en çok kullanılan söylenti CHP’nin “camileri yıkıp ahır yaptığı” efsanesidir. Düne kadar bu konuda herhangi bir somut belge ortaya çıkmamıştı, dün Başbakan Erdoğan çıkardı: İnönü devlet başkanıdır ve bir caminin, devlet parasıyla “onarılıp kütüphane yapılması” için bakanlar kurulu kararı alınmıştır. Bunun üzerine “camiler yıkılıp ahır yapıldı” demenin abesliğini, anlamsızlığını anlatmaya bile gerek yok.

***


İkinci Dünya Savaşı koşullarında bazı temel ihtiyaç maddelerinin karneye bağlanmış olmasını bugün siyasi polemik konusu olarak tekrarlamanın da abesliği ortadadır.

Bugün AKP’ye oy vermenin, CHP’ye oy vermemenin nedeni, CHP’nin 60 yıl önceki tek parti yönetiminde yıkık bir camiyi onarıp kütüphane yapması olacaksa, bunun bir oy vermeme gerekçesi olduğuna inanılacaksa, Türkiye’de demokrasinin durumunu iyiden iyiye küçümseniyor, halkın demokrasiyle ilişkisi adeta sıfırlanıyor demektir.

Halk 60 yıl önceki cami hikâyeleriyle oy vermediğini, hemen her seçimde gösteriyor, her seçimde acil sorunların çözümünü talep ediyor, ama siyasiler demokratik seçim yarışını 60 yıllık cami hikâyelerine, özel uçakla gönderilen davetiye dedikodularına tıkıyorlar.

Türk siyaseti bu tür tıkamalarla kendi kendini itibarsız kılmada çok başarılı oldu. Ve halk böyle yapanlara en ağır seçim cezalarını verdi. Yine verir, kimsenin gözünün yaşına bakmaz.

DİĞER YENİ YAZILAR