Çalışanlar için de açılım

Haberin Devamı

Çalışanların haklarını koruyabilmeleri ve geliştirebilmeleri için tek bir silahları vardır: “Hayatı durdurmak.” Buna grev denir, greve çıkıldığında, çalışanların yarattığı değer ve hizmetlerden faydalananlar rahatsız olur ve o zaman çalışanların pazarlık gücü bir ölçüde dengeye oturur.

Dün 2 milyon memur, bu hakkını kullanarak “hayatı durdurdu.” Hükümet sözcüleri bir süredir memur sendikalarını tehdit ediyordu, muhalefet partilerinin, sosyal demokrat CHP’ninse konuyla fazla ilgilendikleri söylenemez.

***


Demokratik açılım hedefi ortaya çıktığından beri, AKP bu kavramı Kürt meselesini de içeren daha geniş bir hedef olarak tanımlamaya çalıştı. Ancak doğru dürüst bir tanım yapabildiği söylenemez.

Eğer gerçek bir “demokratik açılım” söz konusu olacaksa, içinde kuşkusuz ki “azınlık” hakları ve temel özgürlüklerin yanında çalışan haklarının 12 Eylül askeri yönetimlerinin çizdiği sınırlardan çıkartılması da bulunmak zorundadır.

***


Memurların sendika hakkı vardır, ama grev hakkı olmadığı için “silahsız”dırlar.

İşçilerin ise sendika ve grev hakları vardır, ancak grev hakkı öyle koşullara bağlanmıştır ki, fiilen kullanılamaz durumdadır.

Bunlar, şu anda yürürlükte olan 1982 Anayasası gibi, yüksek öğretimin sıkıyönetim organı YÖK gibi, 12 Eylül askeri yönetiminin bıraktığı miraslardır.

O günden bu yana iktidar olan siyasi partilerin hiçbiri bu alanlarda gerçekten “açılım” yapmaya kalkışmadı...

Çalışanların toplumsal ve ekonomik güçlerinin sınırlandığı bir ortamda siyasi iktidarlar daha rahat. İşçilerle, memurlarla, sendikalarla “uğraşma” larına gerek yok!

YÖK de üniversiteleri zapturapt altında tutuyor, dolayısıyla yüksek öğretim kurumlarıyla, bilim insanlarıyla, gençlerle “uğraşma” ya da gerek yok...

***


AKP hükümeti de kendisinden önceki hükümetler gibi, işçi-memur haklarının, sendikal hakların kısıtlı olmasından hoşnut.

Üniversitenin “uysallığı”ndan da hoşnut. Demek ki “demokrat” olmasına, bunları içine alan bir “demokratik açılım”ı düşünmesine gerek yok.

Demokratlık “kısmen” var olabilecek bir nitelik, bir düşünce yapısı değildir. Yarım hamilelik olmayacağı gibi yarım demokratlık da olamaz. O yüzden de bir konuda demokrat olup bir başka konuda demokrat olmayana “yarım demokrat” denilmez; sadece “demokrat değil” denilir.

Siyasi yapının kendisi demokrat değil, ama biz hâlâ onlardan demokratik açılımlar umut ediyoruz.

DİĞER YENİ YAZILAR