Türkiye ne zaman başını kaldırmaya, bütün hayatını değiştirecek bir aşama yapmaya kalksa hep "bir şeyler" olur. Bu "bir şeyler" in bir tarafı da hep kanlıdır. Silahlar çıkar, "ne oluyor" demeye kalmadan ülke yine korku ve dehşete düşer, sonra birtakım dengeler bozulma gösterir, insanlar serinkanlı düşünmek yerine basit duygularla hareket etmeye başlarlar ve böylece hep birlikte tuzağa düşülmüş olur. İstanbul'daki bombalı saldırılar da yine Türkiye önemli bir yol ağzındayken; çok serinkanlı olunması, anlık duyguların çok ötesinde sorumlulukla ve derinlikli düşünülmesi gereken bir anda yapıldı.
Dört koldan...
Bir süre önce Bağdat'taki Türk Elçiliği'ne ağır bir saldırı yapılmıştı. Geçen hafta Iraklı Kürt liderler, Irak içinde ve bağımsız Kürt devletine doğru gidecek bir "Kürt Federasyonu" için karar aldıklarını açıkladılar. Önceki gün, İstanbul'da bombalar patlamadan önce Irak Geçici Yönetimi'nin de Kürt liderlerin bu isteğini onayladığı haberi geliyor, ama haber, bombaların arasında kaynıyordu. Bütün bunlar olurken Türkiye Başbakanı Tayyip Erdoğan Kıbrıs'taydı. Daha önce "sızdırılan" ya da "çarpıtılarak sızdırılan" bir haber dolayısıyla bu gezinin ileriye dönük yapıcı adımlara katkısı olması zaten engellenmişti. Görüntü, Kıbrıs Türkleri'nin "ebedi" lideri Denktaş'ı gelecek ay yapılacak seçimlerde desteklemek üzere yapılmış bir gezi görüntüsüydü.
Başbakan Erdoğan'ın Kıbrıs gezisinde söyledikleri de otuz yıldır söylenen vasat siyasi açıklamaları geçmeyen sözlerdi. Sanki Erdoğan, yeni bir saldırıyla karşılaşmamak için "bir yerlere", "Vallahi kötü bir niyetim yok, ben de Denktaş'a teslim oldum" mesajı veriyordu.
Kurtulamazsak!
Bu olayları birbiri ardına getirdiğiniz zaman ortaya yine aynı "tuzak" tablosu çıkıyor. Tuzak, Türkiye'yi yine kendi içine kapatmak, çıkışsız sorunlarla boğulup ömür tüketmesini sağlamaktır. Türkiye'yi tuzaktan tuzağa sürükleyen üç sorun da aynı anda kilitlerini vurmuştur. Kıbrıs'ta Türk tarafının hiçbir adım atmaması, dolayısıyla Avrupa Birliği yolunun tıkanması... Dolayısıyla fakir Türklerin kendi içlerine kapalı, yine fakir ve yine güçsüz olarak yaşamaya devam etme çaresizliğinin açık tek yol olarak bırakılması... Bu Türkler, güneyden gelen yeni tehlikeyle, Kürt devleti tehlikesiyle biraz daha korkacak, biraz daha içlerine kapanacaktır. Ve terör gelmiş, İstanbul'un göbeğinde vurmuştur. Binlerce insan sokağa çıkmaya çekinecek, herkes her an, her yerde "düşman" aramaya başlayacaktır.
* Türkiye'yi içine kapatma, dünyadan tecrit etme, korkularla yaşatma planı dört koldan çalışmaktadır.
* Bu tuzak, daha önce başarılı olmuş ve Türkiye'yi bugünkü sıkıntılarına mahkûm etmiş bir tuzaktır.
Bu kez bu tuzaktan kurtulamazsak, ileriye doğru hamle yapamazsak aynı makus talihi yaşamaya devam ederiz.
Büyük tuzak
Türkiye ne zaman başını kaldırmaya, bütün hayatını değiştirecek bir aşama yapmaya kalksa hep "bir şeyler" olur
Haberin Devamı

