Başbakan Erdoğan’ın dünkü “Ulusa Sesleniş”i, demokratik açılımın anlamını ve başarılması halinde ülkemizin gerçekleştireceği moral sıçramayı çok iyi anlatan konuşma olarak anılmayı hak ediyor.
Erdoğan barış içinde, refaha herkesin uzanabildiği bir Türkiye hayalini anlattı:
“Türkiye, her insanımızın, ay yıldızlı bayrağımız altında, gurur duyacağı, mutlu yaşayacağı, gelecek hedeflerine birlikte yürüyeceği bir ülke olsun istiyoruz.
Bu ülkede artık insanlık ayıpları, faili meçhuller yaşanmasın, masumlar suçlu ilan edilmesin, suçlular cezasız kalmasın istiyoruz. Her insanımız bu bayrağın gölgesinde kendini güvende hissetsin, devletine güvensin istiyoruz.
Milli Birlik Projesi olarak demokrasi, milletimizin en büyük güvencesi olsun, millet iradesinin üstüne gölge düşmesin istiyoruz. Bizim demokratik açılımdan muradımız, bütün karanlıklarından arınmış, bütün ağırlıklarını üstünden atmış aydınlık bir Türkiye’dir.”
Bu sözler, güzel bir hayal olarak, gerçekleştirilebilir bir hayal olarak ifade edilmiş olsa da Erdoğan açısından önemli taahhütler içeriyor.
Erdoğan ileri, gelişmiş bir Türkiye hedefi içinde “ileri demokrasi” vaat ediyor. Bu vaadini, taahhütlerini yerine getirmek zorundadır.
Bu taahhüt, herkes için ileri demokrasi olarak şekillenmişse, içeriğinde çalışanların 29 yıl önce ellerinden alınmış haklarının geri verilmesi de olmak zorundadır.
Hiçbir gelişmiş ülkede olmayan YÖK gibi bir kurumun üniversiteyi, bilimi cendere altında tutmaktan çıkarılması da bulunmak zorundadır.
Bazılarınca sevilmeyen bir vakıftan burs alan çocukların fişlenmesi ayıbını işleyenlerin en ağır şekilde cezalandırılması da bu taahhüdün içinde olmak zorundadır...
Medyayı tek tipe çevirme heveslerinin, bu yoldaki tuhaf uygulamaların demokrasi ayıpları içinde olduğunun herkesin bilincinde yer etmesini sağlamak da bu tahhüdün olmazsa olmazlarındandır.
Erdoğan güzel, ama çok uzak olmayan bir hayali çok iyi ve etkili biçimde anlattı. Hayalin gerçekleşmesi imkânsız değil, ama gerçekleşmesi, bu hayalin peşine düşecek olan herkesin o hayalin vazgeçilmezi olan demokrasi ruhunu yaşamasıyla mümkün olabilir.
“Türkiye, kelimelerden, kavramlardan, fikirlerden korkulan bir ülke olmanın utancını daha fazla taşıyamaz.”
Bu söz gerçek bir demokrasi projesini özleyenlerin, demokrasi hayalini uzun süredir taşıyanların beklediği sözler olarak arşive kaldırılamayacak değerdedir.
Erdoğan büyük bir taahhütte bulunmuştur, bu yolda ilerlediği sürece de büyük destek bulacaktır.

