Haberin Devamı
Tayyip Erdoğan’ın son dönemdeki hal ve gidişini yorumlamaya çalışanlar iki benzetme yaptı.
AKP’ye yakınlığını gizlememiş gazetecilerden Fehmi Koru’ya göre Erdoğan iktidara “Obama gibi geldi şimdi Bush oldu.”
AKP’nin reform girişimlerine açık destek veren, bu partinin “gizli gündemi” olmadığını açıkça yazmış olan gazeteci Hasan Cemal de Erdoğan’ın son döneminde Tansu Çiller’e benzediğini söyledi.
Gerçi Erdoğan bu benzetmeleri beğenmemiş Kanuni’ye benzetilmek istemiş. Ama biz gazeteci arkadaşlarımızın tespitlerine itibar edeceğiz.
Her iki benzetme de makul, hatta ikisi de doğru. Erdoğan, Bush gibi bir “aşırı iktidar hastalığı”na yakalandı, Çiller gibi, hiçbir pusulası olmadan ülkeyi yönetmeye başladı.
Bush Amerikan basınını kendisine “düşman” gibi görmesine rağmen medya ile kavga etmemişti, Çiller ise medya ile “topyekûn” bir savaşa girişmişti.
Erdoğan’ın son dönemini Turgut Özal’ın son dönemine benzetmek de mümkün. Özal da reform süreçlerini sürdürmek yerine kavgalara girişince oy desteği iyice azalmış, oy desteği azaldıkça da Özal yine basın ile savaşa girişmişti
Özal’ın gelişinde, Çiller’in gelişinde, Erdoğan’ın gelişinde halkın beklentileri hep aynıydı. Amerikan halkı da Obama’dan aynı şeyi bekliyor.
İnsanlar kendilerini yönetenlerden hep aynı şeyi bekler: Hayat şartlarının düzelmesini, geleceğe iyimser bakabilecekleri ortamın yaratılmasını.
Hayatlarını daraltan ne varsa onlardan da kurtulmak isterler. Halk bu yüzden “reformcu” olduğuna inandıklarına oy verir ve beklemeye başlar. Beklentileri gerçekleşmezse o iktidar sahiplerini dehşete düşürecek bir hızla da desteğini çeker.
AKP ilk seçimi yüzde 34 oranında oyla kazandı. İlk dönem politikalarını Avrupa Birliği reformları çerçevesinde oluşturdu. Bunun sonucu da ikinci seçimde aldığı yüzde 47 oy oldu. Halk AKP’nin reformlara devam edeceğine inanmıştı. Halk Kürt sorununu AKP’nin çözebileceğini düşünmüştü. Halk ekonomideki rahatlama ve gelişmenin devam edeceğine inanmıştı, ama işsizlikle ilgili bir şeyler yapılması gerektiğini de açıkça belirtiyordu.
AKP ise ikinci iktidar döneminde sadece “savaşlar” açtı. Halkın kendisine “barış” için oy verdiğini unuttu.
Tayyip Erdoğan, Çiller’in nasıl halk tarafından emekli edildiğini, Özal’ın yüzde 20’ye inen oy desteğiyle nasıl paniklediğini herhalde hatırlıyordur. O zaman neden onların yaptığı yanlışları yapmakta ısrar ediyor?
Amerikan toplumunun neden Obama’yı istediğini de göremiyorsa, zaten dönüşü olmayan bir yola girmiştir.

