NATO zirvesinin Türkiye için siyasi bakımdan ve tanıtım bakımından faydalarını tartışmayacağız.
Ama bu zirveden her söz edildiğinde, bazı "ajan"ların Türkiye'nin bakanlarına "dön!" talimatı verişinin, Bush'un elini sıkacak olanların avuç içlerini kontrol edişinin görüntüleri gözümüzün önüne gelecek...
Türkiye'ye baba Bush da gelmişti, Clinton da gelmişti ama böyle paranoyakça sahneler yaşanmamıştı.
Bunları, 11 Eylül'e bağlayıp haklı bulanlar olabilir, ama bu paranoya George W. Bush döneminin özel hastalıklarından biri olarak hatırlanacaktır.
Kabine toplantılarını dua okuyarak başlatan, din meselelerine kafayı takmış bir ABD Başkanı'nın geride bırakacağı dünyanın eskisinden daha iyi olacağı da aynı paranoya ve din takıntıları içinde yaşayanlar dışında kimsenin inanmayacağı bir yalan olarak kalacaktır.
George W. Bush, Amerika'ya özgü o "düzlük" içinde toparlanmış bir iç ve dış propaganda faaliyetinin ana sahnesi olarak Türkiye'yi, İstanbul'u kullandı. Ama kasımda tekrar seçilmesi çok büyük sürpriz olacak. Yani bütün bu faaliyetler boşa gidecek.
Türkiye'nin önemli insanlarının, bakanlarının avuç içlerine bakıldığıyla kalınacak.
W. Bush ve ekibi, Türk halkının büyük çoğunluğunun Müslüman oluşunu ön plana çıkarmaya devam ediyor. Türkiye'ye karşı asıl büyük ayıpları, politikalarını sadece bunun üzerine kurmalarıdır. Avuç içi kontrolleri de sadece bu mantığın uzantısıdır.
Polis aynı polis
Bush protestolarından kalan görüntüler de hafızalardan kolay çıkmayacaktır. Otomobil yakanlara, çevreye zarar verenlere polisin müdahalesi tabii ki olacaktır.
Ama bunu gerekçe olarak gösteren Başbakan ve bakanlar, yerde yatan gence yanından geçen her polisin bir cop ya da tekme vurmasını açıklamakla yükümlüdürler.
Zaten kollarından yakalanmış olan gencin yüzüne yakından biber gazı sıkılmasını açıklamak zorundadırlar.
Smokin meselesi
Bir de Başbakan'ın yüzlerce devlet başkanı, başbakan ve bakanın hepsinin smokinli katıldığı davete normal elbiseyle katılması var.
Başbakan TRT'de, "Benim için önemli değildir, giyerim" şeklinde bir şeyler söyledi. Ama yüzlerce önemli insanın, ki bunların arasında birçok Müslüman ülke lideri de vardır, smokin giydiği bir davette "smokinsiz tek kişi" olmasını açıklamadı.
Meseleyi yanlış anlayan bazı okurlarımızdan değişik tepkiler geldi. Smokinin kökeni önemli değil. Eğer bugün böyle bir protokol uygulaması varsa Türkiye Cumhuriyeti'nin Başbakanı da buna uymakla yükümlüdür.
Turan Güneş'in bir sözü vardı: "Briç kulübüne girmek istiyorsan briç oynayacaksın, hem kulübe gireceğim hem de pişpirik oynayacağım diyemezsin."
Şu anda dünyada geçerli olan protokol kullarına "dini" ya da başka gerekçelerle uymak istemeyenler evlerinde, köylerinde otururlar. Bu kadar basit. Bunu anlamayanlar, dünyanın bütün önemli liderlerinin smokin giydiği bir toplantıda tek kalmayı delikanlılık zannedenler de kendilerini biraz eğitmek, neyin ne olduğunu anlamak zorundadırlar. Bugünkü dünyada "köylü delikanlı" havalarıyla varolmak mümkün değildir, "köylü delikanlı" havaları ancak köyde geçerlidir.
Bush gitti, bunlar kaldı
NATO zirvesinin Türkiye için siyasi bakımdan ve tanıtım bakımından faydalarını tartışmayacağız
Haberin Devamı

