Bush geliyor

Bugün, yalnızca Müslüman ülkelerde değil dünyanın dört köşesinde insanların yüreklerinde oluşmuş tepkilerin sembol ismi George W. Bush'tur

Haberin Devamı

Bugün, yalnızca Müslüman ülkelerde değil dünyanın dört köşesinde insanların yüreklerinde oluşmuş tepkilerin sembol ismi George W. Bush'tur.

* Bush, yanlış politikalarla sorunları daha da büyüten, savaşın kötü soluğunu bütün insanlığın hissetmesine neden olan isimdir.

Ay sonunda İstanbul'da yapılacak NATO zirvesinin kilit ismi de yine Bush'tur. Zirvede ABD yönetiminin özellikle Ortadoğu politikalarına NATO desteğinin tartışılması, Büyük Ortadoğu Projesi'nin biraz daha açılması beklenmektedir.

* Bush yönetiminin politikalarına Avrupa'da da ABD'nin içinde de büyük tepki vardır. Amerikan kamuoyunda Bush yönetimine destek en alt düzeye inmiştir. Ve önümüzdeki başkanlık seçiminde demokrat aday Kerry'nin kazanması beklenmektedir.

Haziran sonunda İstanbul'a NATO ülkelerinin liderleri, onların yakın kadroları, yüzlerce gazeteci gelecektir. Ama aynı zamanda Bush'u protesto için "küreselleşme karşıtı" binlerce insan da gelecektir. Küreselleşme karşıtı örgütler bu tür toplantıları, zirveleri, tepkilerini dünyaya duyurabilmek için araç olarak değerlendirmektedir.

Türkiye'de de Amerikan yönetiminin politikalarına tepki duyan hem sağ hem de sol kamuoyu ve bunların örgütleri vardır. Bütün bu grupların İstanbul zirvesini fırsat bilerek büyük gösteriler yapması beklenmektedir. Şimdiden çeşitli gruplar "ön" gösteriler yaparak "hazırlık" içine girmişlerdir.

"Güvenlik" ve ötesi...
Bu gösteriler olacaktır, tepkiler olacaktır. Hem Avrupa'dan, dünyanın çeşitli yerlerinden gelen gruplar hem de Türk gruplar Bush politikalarına tepkilerini gösterecektir. Bu da onların en doğal vatandaşlık, dünya vatandaşlığı haklarıdır.

* Üç gün boyunca İstanbul haberlerinin bütün dünya medyasının ön sıralarında yer alması da kaçınılmazdır. İşte bu noktada "kritik" bir tercih söz konusudur. Eğer Türk yetkililer "alıştıkları" gibi davranır, gösterilerin büyük şiddet eylemlerine dönüşmesine izin verirlerse Türkiye yine bol şiddet yaşanan, kan dökülen bir ülke gibi gösterilecektir.

Hafta sonunda Diyarbakır ve Mersin'de yapılan gösterilerde yine aşırı cop kullanıldı, yine insanlar yerde sürüklendi.

* Güvenlik güçlerinin tek görevi güç kullanarak gösteri dağıtmak değildir. Asıl görev, göstericilerin şiddet kullanmalarını önlemek ve her tür gösterinin şiddete sahne olmasını engellemektir. Göstericiler bağıracak, çağıracak, düşüncelerini haykıracak, tepki ve nefretlerini gösterecektir. Bu, güvenlik görevlilerinin kişisel bir sorunu değildir.

Haziran sonundaki İstanbul gösterileri Türk yetkililer için de önemli bir sınav olacaktır. "Bizim çocuklara" bol kepçe tekme tokat atmaya ve copla vurmaya, kaçanların arkasından koşup vurmaya, kızların saçlarından çekmeye alışmış güvenlik görevlisi imajı da değişmek zorundadır.

Ne olur ki? "Konuk" göstericiler ve bizim göstericiler tepkilerini göstersinler, kimse dayak yemesin, eğer sınırları aşarlarsa müdahale edilsin, gereksiz şiddet uygulanmasın. Güvenlik görevlileri aynı zamanda göstericilerin can güvenliğinden de sorumludur.

DİĞER YENİ YAZILAR