Haberin Devamı
Suriye’nin askeri uçağımızı düşürdüğü andan itibaren her Türk vatandaşının aklında aynı soru dolaşıyor: Buradan savaş çıkar mı?
Savaşın nasıl bir şey olduğunu en iyi bilecek olanlar arasında Türk vatandaşları da vardır. Otuz yıldır süren “düşük yoğunluklu savaş” hâlinin maddi ve manevi sonuçlarını Türk halkı biliyor.
Biraz daha gerideyse, Kıbrıs savaşı ya da resmi adıyla “Kıbrıs Barış Harekâtı” var. Bu harekâtın “kurtarma operasyonu”nun ötesine geçilerek savaşa dönüştürülmüş olmasının sonuçlarını da Türk vatandaşları gördü...
Arap Baharının, “kendiliğinden” ulaşamadığı Suriye’de, rejimi değiştirme operasyonunun ön safında Türkiye’nin yer almış olması tartışılmaya devam edecektir.
Batı ittifakı için Suriye’deki Esad yönetiminin tasfiyesi, İran’ın bölgede yalnızlaştırılması için büyük önem taşıyor.
Esad yönetiminin tasfiyesi gerçekleştiği zaman, Afganistan’ın en doğusundan başlayıp Filistin’de Gazze’nin batısına kadar ulaşan bir zincir kırılmış olacaktır.
Suriye yönetimi radikal İslamcı değildir, ama Tahran-Şam dayanışması çok geniş bir bölgede “Batı karşıtı” radikal hareketler için ciddi bir güç kaynağıdır.
Türkiye’nin de böyle bir siyasi konumlanma içinde Batı ittifakının bir parçası olması, ana hatlarıyla kabul edilebilir bir durumdur.
Ama kabul edilmesi güç olan, Türkiye’nin bu operasyonda “koçbaşı” olarak görev almasıdır. Görev tanımı böyle yapıldığı takdirde, Suriye ile de İran ile de savaşın eşiğinde “oynamak” her türlü tehlikeye açık bir durum yaratmaktadır.
Türk askeri uçağını, böyle durumlar için yerleşmiş usul ve teamüllere uymaksızın düşürme kararı verenler, Türkiye ile Suriye arasında çıkacak sıcak bir çatışma hâlinin kendi ittifaklarını güçlendireceğini hesaplamış olabilirler.
Suriye’deki yönetimin ise kaybedecek fazla bir şeyi kalmamıştır.
Bütün koşullar aynı olmasa da benzer durumlar daha önce de yaşanmış, Türkiye, 2003’te ABD ve müttefiklerinin Irak’ı işgale başlamasından önce de büyük taleplerle karşılaşmış, ama bunları savuşturmayı başarmıştır.
Buradan savaş çıkması halinde neler olacağını, sadece yetkililerin değil her Türk vatandaşının düşünmesi gerekiyor.

