Bunu bile zor yapıyoruz

Haberin Devamı

Mayınlı arazilerin temizlenmesiyle ilgili tartışmada en az üzerinde durulan, Suriye’nin kendi mayınlarını çoktan temizlemiş olduğudur.

Bu komşumuzda “kapalı” bir rejim var; kapalı rejimlerde korkular çoktur, üstelik Suriye, Orta Doğu’daki gerilimlerin başoyuncularından birisidir. Ama Suriye bile kendi sınırındaki mayınları temizlemiş, araziyi açmıştır.

Mayınlı arazilerin bizde de çoktan temizlenmesi ve tarıma açılması gerekiyordu. Yıllardır konuşulan bu konuyu AKP bir yasa önerisiyle çözme girişiminde bulununca yine kıyamet koptu.

***


İddia, AKP’nin “temizle-kullan-devret” ihalesini bir İsrail şirketine vermek istediğine ilişkin. Henüz ihale yapılmadı, yasa da çıkmadı. Ama İsrail şirketi lafıyla birlikte muhalefet bağırmaya başladı.

Yasa önerisi doğrultusunda, oldukça büyük bir mayınlı araziyi temizleyecek olan kuruluşa bir ödeme yapılmayacak, şirket 44 yıllığına bu araziyi “organik tarım” yapmak üzere kullanacak... Bu hesabı konunun uzmanları değerlendirir, bizi de bilgilendirirler.

Ancak şu andaki kavganın özü “İsrail şirketi”ne ilişkindir.

Yasaya tepki gösterenler böyle büyük bir arazinin bir yabancı şirkete, hele o şirket İsrailli bir şirketse, 44 yıllığına tahsis edilmesinin ulusal çıkarlara aykırı olduğunu söylüyor.

Bu “ulusal çıkar” lafını ilk kim söylemişse, onun iddiasının “ulusal çıkara uygun” diğer görüşlerin de “aykırı” oluverdiği bir düzende yaşıyoruz o yüzden de her durumda “ulusal çıkar”ın ne olduğunu tartışmak gerekiyor.

Mayınlı arazilerin temizlenmesi işini Silahlı Kuvvetler’in yapmasının mümkün olmadığı söyleniyor. Bu durumda işin “özel sektör”e yaptırılmasından başka yol yok. Yine açıklamalardan anlaşıldığı kadarıyla işin altından kalkabilecek bir “Türk” şirketi bulunmuyor, dolayısıyla bu işe girmek isteyen Türk şirketler de konunun uzmanı bir yabancı şirketle “birlikte” ya da fiilen o yabancı şirketin “adına” ihaleye girecek.

Bu durumda “ulusal çıkar” nedir?

Arazilerin bir an önce mayından temizlenmesi, tarıma açılması, iş olanakları yaratılması mı yoksa “yüzde yüz Türk” bir şirket ortaya çıkıncaya kadar beklemek mi?

***


Bu tepkilerin, “yabancı şirketin bir İsrail şirketi olması ihtimali” yüzünden gösterilmesi de başka bir soru. Dedikodular bir Amerikan, Fransız ya da Alman şirketini işaret etseydi acaba aynı gürültü çıkarılacak mıydı?

Bir de İsrail şirketinin “aslında” MOSSAD’a çalışacağı ve bölgede uzun süre kalarak önemli istihbarat çalışmaları yapacağı iddiası var ki, herhalde konu iyice çözümsüz kalsın diye ortaya atıldı.

Yüzlerce İsrailli ajanın mayın temizler gibi yapıp aslında istihbarat toplayacağı ve bunu 44 yıl boyunca yapacakları gibi korkular çok eskide kalmış sanıyorduk, meğer hâlâ yaşıyormuş. Bundan gerçekten korkanlar merak etmesin, ülkemizin o bölgesiyle ilgili en ayrıntılı bilgiler zaten hem MOSSAD’da hem de başka ülkelerin istihbarat örgütlerinde bol bol var. O kadar uzağa da gitmeye gerek yok, medyayı, çeşitli yayınları iyi izleyen herkes, mayın toplar gibi yapmaya gerek duymadan her bilgiyi edinebilir.

Suriye’nin çoktan hallettiği mayın işini bile biz bu kadar zor yapıyoruz, çünkü acayip korkularımızı atamadığımız gibi “ulusal çıkar”ın ne olduğunu da tartışamıyoruz.

DİĞER YENİ YAZILAR