Kamu görevlileri genellikle bütün ülkelerde "orta sınıftır. Türkiye'de ise giderek alt sınıfın, ekonomik açıdan en güçsüz kesimin parçası olmuştur. Hikâye, Türkiye'nin kötü ve gündelik siyasi çıkarlara göre yönetilmesinin hikâyesidir. Nüfus artışı işsizler ordusunun sayısını artırdıkça artırmış, devlet memurluğu, işsiz insanlara iş bulmak için kullanılmıştır. Bunu görmek için uzun uzun istatistiklere bakmaya gerek yoktur. Devletin herhangi bir organında herhangi bir işi olan her vatandaş devlet memurluğunun hangi aşamaya geldiğini görebilir. Bu sürecin diğer yanında da memur maaşlarının sürekli olarak düştüğü gerçeği vardır. Şu anda, sadece en alt düzey ve en az eğitimli memurlar değil, kamu hizmetlerinin gerçekten gereği gibi yerine getirilebilmesi için en "stratejik" alanlarda görev yapan kamu görevlileri de ekonomik bakımdan büyük haksızlık yaşamaktadır.
Bu işin kestirmesi var mı?
Diğer tarafta da ekonomik anlamda "iflas etmiş" bir devlet vardır. Türkiye halen IMF ve Dünya Bankası kontrolündedir. Ve devlet asıl hizmet ve görev alanları dışında, küçülmek zorundadır. Bu koşullar içinde daha insanca yaşamayı sağlayacak bir maaş isteyen memurlara ve onların sendikalarına "kızmak" fazla kestirme bir yargı olur. Türkiye'nin toplumsal ve ekonomik iniş çıkışları arasında sendikaların etkisiz hale getirilmiş olmaları, o dönemlerin sendika yöneticilerinin de yanlış politikalarla bu etkisizleştirmeye katkıda bulunmaları sendikaların önemini yok etmez. Liberal ekonomide, sendikalar çalışanların haklarını almaları için vazgeçilmez örgütlerdir. Sendikaların bugün etkisiz olmalarının nedenlerinden biri de çalışan kesimdeki işsizlik korkusunun büyüklüğüdür.
"Doğru" iki taraflı
Sadece kamu kesiminin bugünkü durumu göz önüne alındığında "doğru" iki taraflıdır. Hem devlet küçülecek; "rantabl", ekonomik ve etkili hizmet verebilecek bir yapıda olacak, hem de kamu alanında çalışan insanlar doğru dürüst yaşayabilecekleri düzeyde ücret alacaklardır. Bu durum en niteliksiz memur için de geçerlidir, en üst düzey kamu görevlisi için de geçerlidir. Memur sendikaları da bütün sendikalar gibi kendi çalışanlarının haklan için bütün demokratik imkânlarla mücadele edeceklerdir. Türkiye başka birçok şey gibi "sendika"yı da unuttu, ama bunu hatırlamak ve çalışanların sendikal haklarını kullanıyor oluşuna yeniden alışmak zorundadır.
Buna da alışılacak
Kamu görevlileri genellikle bütün ülkelerde "orta sınıftır. Türkiye'de ise giderek alt sınıfın, ekonomik açıdan en güçsüz kesimin parçası olmuştur
Haberin Devamı

