Bülent Arınç

Eğer Turgut özal döneminde olsaydık, Bülent Arınç'in çıkışlarının Özal'in "planlı" girişimlerinin bir parçasını olduğunu düşünebilirdik.

Haberin Devamı

Eğer Turgut özal döneminde olsaydık, Bülent Arınç'in çıkışlarının Özal'in "planlı" girişimlerinin bir parçasını olduğunu düşünebilirdik. Rahmetli Özal, ya kendisi ya kadrosundan "uygun" biri aracılığıyla ortaya bir söz atar, bunun tartışılmasını izler, sonra bir karar verirdi.

AKP'nin Meclis Başkanı Bülent Arınç'in çeşitli çıkışlarının Özal usulü planların bir parçası olduğu ise oldukça kuşkuludur. Ne Başbakan Abdullah Gül'ün ne de parti lideri Tayyip Erdoğan'ın Arınç ile belli bir koordinasyon içinde olduklarını söylemek mümkündür.

Lojman sorunu
Arınç, öncelikle Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı'dır. Bu görevin gerektirdiği "tarafsızlık" bilinci çok önemlidir. Arınç'in kimi çıkışları ise böyle bir tarafsızlık duygusu ve bilincinin ötesinde bir "ruh halini" yansıtmaktadır.

Arınç'in son çıkışı, lojmanlar konusundaki formülü "sivil ve askeri bürokrasi" olarak telaffuz etmesi özellikle "askeri bürokrasiye" laf dokundurma olarak görülmüştür. Kendi sözlerini biraz çevirmektedir ama "imalı" tavrı değişmiş değildir.

Kamu lojmanları, gerçekten uzun bir süreden beri büyük bir sorunu ifade etmektedir.

250 bine yakın kamu lojmanı vardır. Bunlar bakım ve onarım giderleriyle birlikte devlet bütçesinde ve birçok kamu kuruluşunda ağır bir yüke dönüşmektedir.

Kuşkusuz, görevleri gereği özel ilgi gösterilmesi gereken kamu görevlilerinin buna uygun bir lojman düzeninden yararlanmaları gerekir. Arınç ise bu konuyu gündeme getirirken "sivil ve askeri bürokrasi" diyerek "sorunu" belli bir yöne çevirmeye çalışmıştır.

Serseri mayın gibi
Bülent Arınç'in türbanlı eşini devlet protokolüne sokarak bir anlamda türbanı sokmuş olmasına "askeri cenah" in karşılığı, kutlama ziyaretini üç dakikada kesmek olmuştur.

Bu olay üzerine Arınç'in son çıkışı bir "karşılık verme" girişimidir. Yakın geçmişin deneyleri de göstermektedir ki bu tarz bir "karşılık vererek çatışma" sistemi ülkeyi sadece germekte, siyasetin doğal akışının bozulmasına neden olmaktadır.

AKP'nin belli "hassas" konuların üzerine gitmeme tavrı hem Erdoğan hem de Gül'ün çeşitli mesajlarında vurgulanmıştır. Bu durumda Arınç'ın çıkışları kendi kişisel tavrı olarak kalmaktadır. Ama Arınç, Meclis Başkanı olarak hem Cumhurbaşkanı Vekili'dir hem siyasi iktidarın önemli bir parçasıdır, hem tarafsız ve bütün ülkeye dönük görev yapması gereken bir kişidir.

Eğer Bülent Arınç AKP'nin içinde kendi politikalarını yürütmeye devam ederse iktidarın "serseri mayını" olarak başka patlamalara yol açabilir. "Serseri mayın"ın ne zaman, nereye çarpacağı ve ne kadar hasar vereceği belli olmaz.

Bir araştırma daha
ANAR'ın son araştırmasının sonuçlarını dün yayınlamıştık. Strateji/GfK adlı kuruluş (eski adıyla Strateji Mori) 27 Kasım-3 Aralık tarihleri arasında yaptığı araştırmanın sonuçlarını açıkladı.

Bugün seçim yapılsa kime oy verirdiniz sorusunun cevabında AKP yüzde 43'lük bir oy oranına sahip; ikinci yüzde 15 ile CHP, üçüncü yüzde 5,7 ile DEHAP. Onların ardından yüzde 5,2 ile Genç Parti, yüzde 5 ile MHP, yüzde 4,7 ile DYP geliyor. Diğer partiler ise yüzde 2'nin altında.

Bu araştırma henüz AKP'nin rüzgârının en güçlü olduğu döneme rastlıyor. Dün verdiğimiz ANAR'ın araştırmalarında rüzgârın azalışı net olarak görünüyordu. Siyasilerin özel dikkatini gerektiren bu araştırmaların devam etmesi ve sonuçlarının da tartışılması gerekiyor.

DİĞER YENİ YAZILAR