Molla Câmî’den öğütler:
Adalet ve insaf öğren. Yurdunu korumakta geçerli olan küfür ya da din değil, adalettir. Dünyanın düzeni içinde adaletin dini yoktur. Dini olan kötü hükümdarın zulmünü de adalet engeller...
Hükümdarın yakın dostlarının iyi düşünceli, ağırbaşlı olmaları gerekir. Şaklaban maiyetten hiçbir hükümdara hayır gelmez. İyi düşünen ciddi dostlar hükümdarı olgunlaştırır, şaklaban meşrepliler ise onun değerini düşürür...
Bilginlerin dudaklarından dökülen her nükte bir mücevherdir. Göğsünü bu mücevher hazineleriyle süsleyen insana ne mutlu.
Engin gönüllü kimselerin hikmetleri de cevherle doludur. Aklın varsa bu hazinelerden faydalan, onlardan uzak kalma...
İyi idare nedir?
Öğrencileri Konfüçyüs’e “bir devletin ne zaman iyi yönetilmiş olacağını” sordular. Konfüçyüs öğrencilerine şunları söyledi: “Yakındakiler sevinçli ve mutlu yaşıyor, uzaktakiler ise oraya gelmek istiyorlarsa...” O sırada bir beyin yanında memur olarak çalışmaya başlamış bir öğrencisi, “Peki, doğru yönetmek nedir” diye sordu. Konfüçyüs bu öğrencisinin sorusuna karşılık olarak da şu cevabı verdi:
“Doğru yönetmek, her şeyde çarçabuk başarılar beklememek, küçük kazançlar peşinde koşmamaktır. Eğer alelacele başarılar beklenecek olursa asıl büyük başarılara hiçbir zaman erişilemez. Eğer küçük kazançlar peşinde koşulursa, hiçbir zaman büyük bir eser meydana getirilemez...” Konfüçyüs “kazanç”ın anlamını da şöyle açıkladı:
“Seçkin insan, adam olmuş insan, ödev içindir. Bayağı insan ise sadece kazanç içindir... Bir insan; özellikle de yöneten bir insan, yaptığı her işte hep kendi kazancını arıyorsa, kendisine kalacak kârı kolluyorsa çok düşmanlık kazanmaya mahkûmdur...”
Adamlık ölçüleri
“Adamlık” olduğu zaman “ölçülülük” vardır. Konfüçyüs seçkin insanın, her durumda seçkin olabileceğini şöyle anlatıyor:
“İnsanların istedikleri zenginlik ve şereftir. Ama bunlardan biri hak edilmeden elde edilecek olursa, ona bağlanmamalıdır. Yoksulluk ve aşağılanma insanların nefret ettikleri şeylerdir. Birinin başına, hak etmediği halde bunlar gelirse, kurtulmak için elinden gelen çabayı göstermelidir. Adamlıktan ayrılan bir seçkin artık seçkin olamaz. Seçkin kişi yemek yerken bile adamlıktan ayrılmaz. Öfke ve coşkunluk içinde bile, olduğu gibidir. Savaşta ve tehlikede yılmadan dayanır, çektiğini hissettirmez.”
İnsan ilişkilerinde, toplum ilişkilerinde ölçülerin yerini ölçüsüzlük aldığı zaman, ölçüleri tekrar belirlemek, diğerlerine “ölçü”nün ne olduğunu göstermek “adamlığını” kaybetmemiş olanlara düşer. Ortalıkta, adamlıktan uzak çok fazla kişi olduğu zaman ölçüsüzlükler birçok kişiye gerçek ölçü gibi gelmeye başlar.
Konfüçyüs örnek veriyor:
“Yolsuz saygı dalkavukluk olur.
Yolsuz ihtiyat korkaklık olur.
Yolsuz cesaret isyan olur.
Yolsuz doğru sözlülük kabalık olur.”
Konfüçyüs bir de şunu söylemiş:
“Yalnız en yüksekteki bilgelerle en aşağıdaki budalalar değişmezler.”
Bugüne özel hikâyeler
Haberin Devamı

