Seçim araştırmaları hiçbir siyasi partiyi de kişiyi de mutlu etmez. Siyasetle uğraşan ya da ilgilenen herkes, kendi tarafını olduğundan daha başarılı görme eğilimindedir.
VATAN'ın dün yayımladığı seçim araştırması sonuçları da kimseyi memnun etmedi. İşin tuhafı da, böyle durumlarda herkesin araştırmayı "kasıtlı" olarak nitelemesi.
Seçim araştırmaları o günkü durumun fotoğrafını çeker, seçmenin ana eğilimlerini belirler. Bu araştırmaların "bire bir" çıkması hem mümkün değildir hem de gerekmez. Önemli olan, ana eğilimlerin ortaya konulmasıdır.
VATAN'ın araştırması da ana eğilimleri ortaya koyuyor. Ve bunların dikkatle değerlendirilmesi gerekir. Sonuçları tekrar özetlediğimizde şu tabloya varıyoruz:
1- AKP halen açık ara birinci partidir, ancak yüzde 10 barajını CHP dışında DYP'nin ya da DYP ve MHP'nin aşması durumunda Meclis'te çoğunluğu sağlaması çok güçtür.
2- CHP halen son seçimde aldığı yüzde 20'lik oranın altındadır. Gerilim politikaları, laiklik eksenli tartışmalar ya da partinin merkez sağa açılması gibi taktikler de seçmen üzerinde etkili olmamaktadır.
3- Merkez sağda DYP ikinci parti olarak yerini almıştır.
4- Radikal sağda, gerek PKK terörü gerekse AB tartışmalarının yarattığı tepkiler MHP'de toplanma eğilimindedir ve bu partinin de yüzde 10'luk barajı aşarak Meclis'e girmesi büyük olasılıktır.
Bu ana eğilimlerde, seçim dönemine kadar değişiklikler de olabilir.
* Örneğin DYP ile ANAP'ın birleşmesi ya da ittifak kurması, bu yeni merkez sağ partinin de yüzde 20'ye yaklaşması, hatta üzerine çıkması sonucunu doğurabilir.
* Yine merkez solda SHP'nin önerdiği ve İtalya modelini temel alan "zeytin dalı ittifakı" gerçekleşirse bu ittifakın oy oranı da önemli sıçrama yapabilir.
Bu iki varsayımın sonucu da Meclis'e üç partinin ya da grubun birbirine yakın oy oranlarıyla girmesidir.
Seçim araştırmalarının yapılmasının nedeni de zaten bu manzaraları tam olarak tespit edebilmek, buna göre "varsayımlar" geliştirmek ve siyasi çizgi belirlemektir.
Zaman Gazetesi'nin açıklaması
Fethullah Gülen ve örgütünün konu alındığı yazımız üzerine Zaman Gazetesi'nden bir açıklama geldi. Aynen aktarıyoruz.
"Sayın Okay Gönensin
19.6.2006 tarihli Vatan Gazetesi'ndeki yazınızın bir paragrafında, gazetemiz hakkında "örgütün elemanları tarafından bayilerden alınarak evlere ve iş yerlerine ücretsiz dağıtılıyor" şeklinde bir ifade yer almaktadır.
Zaman Gazetesi, İstanbul, Ankara, İzmir, Adana, Antalya ve Erzurum matbaalarında basıldıktan sonra sizin de çalıştığınız gazeteyi dağıtan Yaysat tarafından Türkiye genelinde bulunan Yaysat başbayilerine ulaştırılmaktadır. Başbayilere gelen gazeteler, bir başka dağıtım şirketi tarafından dağıtım elemanları vasıtasıyla abonelere dağıtılmaktadır. Her ay abonelere dağıtılan gazetelerin parası yine aynı dağıtım elemanları tarafından fatura karşılığında tahsil edilmektedir.
Yazınızda hem Zaman Gazetesi'nin ücretsiz olarak dağıtıldığı yanlış bilgisinin hem 2000'den fazla çalışanı olan bir şirketin dağıtım elemanlarının "örgüt elemanı" olarak nitelendirilmesinin konu hakkında yeterince bilgi sahibi olmadan, sadece önyargıya dayalı talihsiz bir ifade olduğunu ve sizin gibi tecrübeli bir gazeteciye yakışmadığını düşünüyoruz. Yazınızı kaleme almadan önce, mesleki nezaket gereği bu konuyu bize sorsaydınız kamuoyuna doğru bilgi vermiş olacak ve böyle bir yanılgıya düşmeyecektiniz.
Konuyla ilgili tüm yasal haklarımızı saklı tutmak kaydıyla, bilginize arz ederim.
Saygılarımla. Ali Odabaşı, Zaman Gazetesi Sorumlu Müdürü."
Bu konuyu tekrar ele almak da bizim saklı hakkımızdır.

