Bugün için çözüm durdurmaktır

Haberin Devamı

Şu andaki duruma göre çözüm arayışı çoktan geride kaldı, “sonuna kadar savaş” aşamasına gelindi.

Tarafları şöyle sıralayabiliriz...
Üniversitede türban serbest olmalıdır diyenler aslında ikiye ayrılıyor.

* Meseleye tümüyle üniversite kavramının içerdiği özgürlük açısından bakan ve 18 yaşını geçmiş gençlerin bu özgürlüğe sahip olması gerektiğini düşünenler. Bu kesim, türbanın üniversitede serbest bırakılmasının daha sonra başka sorunlara yol açmayacağını, açsa bile bunlara çözümün o gün aranması gerektiğini düşünüyor.

* Bu “taraf”taki ikinci ve ağırlıklı kesim ise meseleye “dini vecibe” açısından bakıyor ve bu alana giren kadınların başını örtmesinin aslında tümüyle serbest olmasını, üniversitedeki serbestliğin ilk aşama olduğunu düşünüyor.

* Üniversitede türban yasağının devam etmesi gerektiğini savunanlar ise bu durumun türban takmayanların özgürlüğüne yönelik saldırı ortamını başlatacağını, ayrıca serbestliğin üniversite ile sınırlı kalmayacağını düşünüyor. Bu açıdan bakıldığında üniversitede türban serbestliği laiklik ilkesini çiğneyecek bir dizi düzenlemenin başlangıcı olacaktır.

***


Bu iki görüşün bugün herhangi bir orta noktada buluşması ve bir “toplumsal uzlaşma” sağlanması mümkün değildir. Çünkü türbancı kesim bu konuyu bir siyasal ve dinsel mücadele olmaktan çıkarıp tümüyle bireysel tercih ve özgürlük alanı olarak görme eğiliminde değil.

AKP-MHP ittifakının önünde iki yol vardır: Bunlardan biri “savaşa devam”dır. Anayasa değişikliği kabul edilir, hatta referandumdan da onay alınır, ama bu, savaşın bittiği anlamına gelmez. Çünkü türbanı bir dinsel ve siyasal simge olarak görenler bu serbestlik alanını genişletme faaliyetlerine hemen girişeceklerini zaten ilan ediyor.

AKP-MHP ittifakının önündeki ikinci yol, toplumdaki cepheleşmenin giderilmesi ve meselenin daha sağlıklı tartışılabilmesi amacıyla anayasa değişikliğinin askıya alınmasıdır.

AKP’nin ikinci yolu tercih etmesi ve toplumun tüm kesimlerini, üniversitede türban serbestliğinin bir “başlangıç” olmayacağına, serbestliğin giderek yayılması için bir girişim olmayacağına inandırması gerekiyor. Bunu yapmıyorsa ya da yapamıyorsa “savaş” da sürecektir.

Bu tür savaşların sonunda kimin, ne kazandığı pek belli olmaz.

DİĞER YENİ YAZILAR