Haberin Devamı
Bir evde el bombaları çıktı. Üç-beş el bombasıyla darbe mi yapılacak, denildi. Sağda solda ufak tefek silahlar çıktı. Yine olur o kadar, denildi. Sonra bir yarbayın evinde biraz fazla silah ve mühimmat çıktı. Birileri “adam subay, olabilir” demeye çalıştı.
Peki Ankara’nın sağına soluna gömülmüş olan bu silahlar ne için kullanılacaktı? Birileri Ergenekon-Susurluk hattında ortaya çıkanları savunurken “gerillanın olduğu yerde kontr-gerilla da olur” diyorlardı. Ankara’da gerilla yok, o zaman bu silahların teröristlere karşı kullanılması söz konusu değil. Kaldı ki terörle mücadele halinde olan Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Ankara’nın orasına burasına silah gömmeye herhalde ihtiyacı yok...
Ergenekon davasını hafifsemek için ta en başından beri yürütülen bir iddia daha bu silah depolarının ortaya çıkışıyla yıkılmış oldu. “Adamlar görevdeyken darbe yapmamış, bu üç beş silahla mı darbe yapacaklar” deniliyordu. Tabii ki Silahlı Kuvvetler karşısına bu silahlarla çıkılıp darbe yapılamaz. Bu silahlar ne için gömülmüştür?
Silahlara götüren yol, bir başka tartışmayı da sona erdirdi. On yıl önceki Susurluk olayı ile bugünkü Ergenekon olayı arasındaki bağlantıları gösteren güçlü kanıtlar ortaya çıkmış oldu. Ayrıca bir şey daha anlaşıldı: Susurluk kadroları emekli falan olmamış, yeni yapılanma ne ise bunun içinde de varolmaya devam etmişlerdir.
Ergenekon olayının derinleşmesini, bu yolla eski-yeni faili meçhul ya da bilinen cinayetlerin aydınlanmasını istemeyenlerin elinde bir tek gerekçe kalmıştır. O da, Yalçın Küçük, Kemal Gürüz, Sabih Kanadoğlu gibi isimlerin bu soruşturma kapmasına alınmış olmasıdır. Bu kişilerle ilgili kovuşturmaların çok hızlı yürütülmesi ve eğer bir yanlış varsa hemen düzeltilmesi şarttır.
Ancak bunun için de yargı üzerinde baskı anlamına gelecek girişimlerin sürdürülmesine son verilmesi gerekiyor.
Yargı sürecinin sağlıklı yürümesini istemeyenler, davayı çeşitli şekillerde sulandırmak isteyenler çabalarına devam edecektir. Yargı da kendisini her türlü baskının dışında tutmakla yükümlüdür. Bunları boşa çıkaracak olan da yargının en hassas ve en şeffaf şekilde çalışmaya devam etmesidir.

