Bu rol hata kaldırmaz

Haberin Devamı

Arap baharının sahnelendiği ülkeler arasında Suriye, Türkiye açısından çok farklı özelliklere sahip bu yanıyla da âleme uzaktan nizam verme imkânlarını daraltıyor...

Demokrasi, insan hakları ve özgürlüklerine, dünyanın gidişine soğuk durmuş İslam dünyasında yaşanan kalkışmalarda Ankara’nın politikası açık oldu. Demokrasi ve özgürlük isteyen, ileri dünya değerleriyle yaşamak isteyen halklara destek, tereddütsüz verildi.

Arap baharıyla başlayan değişimin süratinde ciddi sıkıntılar var, ama Mısır örneğinde olduğu gibi, bir kişiyi feda ederek müesses nizamı kurtarma çabalarının da uzun süre başarılı olamayacağı görüşüne dayalı iyimser beklentiler daha ağır basıyor.

***


Aynı rüzgârla sarsılan Müslüman ülkeler arasında Suriye’nin temel farkı, büyük Sünni çoğunluğun, küçük Şii azınlık tarafından yönetilmesinde yatıyor. Bu mezhep çatışması ortamında, Müslüman Kardeşler gibi radikal İslamcı örgütler inkâr edilemez bir ağırlık kazanmış durumda.

Kendi Kürtlerini en sıkı düzende yaşatırken, Türkiye’deki Kürt isyanının liderlerine ev sahipliği yapmakta sakınca görmemiş olan Şam’ın Şii yönetimiyle daha 12 yıl önce savaş eşiğine kadar gelinmişti.

Geçen dönemde “komşularla sıfır sorun” politikasında Suriye’den de sonuç alınmış ve Ankara ile Şam yönetimi arasında yakın ilişki dönemi yaşanmıştı.

Arap baharı Suriye’ye sıçrayınca AKP hükümetinin öncelikli çabası, Libya’da uygulanan yöntemlerin bu ülkeye uygulanmasını önlemek yönünde oldu. İkiye bölünmüş bir Suriye’de muhaliflere, yani Sünnilere ve Kürtlere dışardan gelecek silah ve lojistik desteğin Libya’dakinden daha büyük kıyımlara yol açacağı ve bunların her durumda Türkiye’ye yönelik yansımalarının olacağı açıktır.

***


Şam’ın Şii yönetimi uzun yıllar boyunca, Batı başkentlerinde bomba patlatmaktan, Orta Doğulu siyasetçileri öldürmeye varan yöntemlerle politika yapma, etkinliğini böylece koruma alışkanlığı edinmiştir.

Şam’daki Şii yönetimi, ayrıca İran’daki Şii yönetiminin en büyük desteği olduğu için, bu ülkedeki yönetim değişikliği Tunus ve Mısır gibi ülkelerdeki değişikliklerden çok daha fazla uluslararası etkiye yol açacaktır.

Ankara, Batı’ya karşı, Suriye’de “yasak geçiş” için bir tür “garantör” ya da “arabulucu” rolünü üstlenmiş olduğundan ABD’nin de yoğun baskısı altındadır.

***


Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı da bu karmaşık denklem içinde, cebindeki “son uyarı mektubu”nu Şam’a iletecektir.

Bu hamlenin ardından Şam’dan gelecek adımın Türkiye’yi de ciddi bir karmaşaya doğru çekmesi ihtimali vardır. Türkiye’nin, hele sıcak bir çatışmanın parçası olmasının, daha da ötesinde Suriye’de rejim değişikliği operasyonunun başına geçmesinin yansımalarını kuşkusuz Türk Dışişleri iyi hesap etmektedir.

Suriye krizi, olayın radikal İslam boyutuyla, İran boyutuyla, Kürt meselesi boyutuyla Türkiye açısından en küçük bir yanlışı veya macera hevesini kaldıramayacak ciddiyettedir.

DİĞER YENİ YAZILAR