Bu ölümler boşuna olmamalı

Haberin Devamı

Çok fazla kan döküldü, çok fazla acı çekildi. Hâlâ kan dökülüyor. Diyarbakır’daki son çocuk cinayetleri bu acıları noktalayabilir.
Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan Kürtler çeşitli nedenlerle seslerini fazla çıkaramıyordu. PKK’nın bölge ve özellikle genç nüfus üzerindeki etkisine bir de cezalandırılma korkusu eklenince milyonlarca kişi yıllarını tam anlamıyla “ortada” geçirdi.
Akıntının tersine yüzerken boğulmaktan korktular, “örgüt”ün intikamından korktular.
Bu insanlar da terörün faturasını ödedi ve hep çok ödedi. Ödedikleri için de terörle bir yere ulaşılamayacağını bizzat yaşayarak gördüler.
Diyarbakır cinayetleri onlar için de bir “milat” oldu. Sokak ortasında çocuk öldüren, otobüs durağında bekleyenleri öldüren bir örgütün onları temsil edemeyeceğini artık biliyorlar.

***


Türkiye Cumhuriyeti 1925 ile 1936 arasında irili ufaklı birçok Kürt isyanı yaşadı. Cumhuriyet ordusu bunların hepsini kolaylıkla bastırdı. General Muğlalı olayında olduğu gibi “orantısız şiddet” uygulayanlar da rütbelerine rağmen ceza gördü.
Bugün Kürt meselesi ve terör konuşulduğunda bunlar da hatırlanmalıdır. Hatta Abdülhamit’in Ermeni milliyetçilerine karşı Kürt aşiretlerinden oluşturduğu Hamidiye taburlarını da hatırlamak gerekiyor.
Lozan’da Batı dünyası Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunu onaylarken de Kürt meselesi konuşulmuştu.

***


Anadolu’nun son 125 yıllık tarihinde Kürt sorunu çeşitli şekillerde ortaya çıktı. Bugün terörün nereden geldiğini, kaynaklarını konuşabilmek için bu 125 yıllık tarihi süreci de bilmek, en azından ana hatlarıyla bilmek gerekiyor.
1960’lı yıllarda ilk kez “doğu sorunu” lafı edildiğinde bugün de tekrar edilen “ekonomik yatırım... Kalkınma... Bölgeler arası dengesizliğin giderilmesi...” gibi sözler söylenmeye başlamıştı. Bunlar telaffuz edilirken Devrimci Doğu Kültür Ocakları adıyla kurulan örgütler devasa mitingler düzenlemeye girişmişti.
Bugün Kürt sorunu üzerine kafa yormak için ya da “Kürt sorunu yoktur, terör sorunu vardır” diyebilmek için bu 125 yıllık süreci gözden geçirmek şarttır.

***


Cumhuriyet döneminin en uzun ve kanlı isyanı PKK terörü olarak ortaya çıktı. Bu son “eylemli kalkışma” Türk toplumuna ve Kürt kökenli vatandaşlara hem maddi hem manevi bakımdan çok pahalıya mal oldu.
Bu son cinayet; Diyarbakır’da çocukların ölümü, kan dökülmesinin son noktası olsun isteniyorsa, Kürt kökenli Türk vatandaşlarının seslerini daha çok ve daha yüksek çıkarmaları gerekiyor.
O sesin yükselmesiyle, 125 yıllık Kürt sorununun görülebilmesini sağlayacak yeni bakış açıları oluşacaktır.

DİĞER YENİ YAZILAR