Önce "hortumları kesildi bu yüzden düğmeye bastılar" dedi. Soruldu: Hangi hortumlar, kimin için kesildi, düğmeye kim bastı?
Cevap gelmedi. Kısa hafızalı bir toplumun bireyleri olduğumuz için, araya başka konular girdi ve bu suçlamayı unuttuk.
Bazıları da meseleye iyimser yaklaştı, "Bu ara Başbakan medyaya kızıyor ya, bunlar o öfkeyle söylenmiş sözler" diyerek olayı hafifletti.
Son suçlama ise ne genellenebilir ne de hafifletilebilir. Tekrar edelim:
* Başbakan kendisinden gazeteci olarak randevu isteyen bazı kişilerin iş "bağlamaya" çalıştıklarını söylemiştir.
Eskiden Özal'ın ve Demirel'in "gazetecileri" vardı. Her ikisi de bu gazetecilerin her telefonuna çıkar, her haberi onlara verirlerdi.
Fakat biliyoruz, Başbakan'ın iletişim üslubunda gazetecilerle "sık" konuşmak yer almıyor.
Bu durumda Tayyip Erdoğan ile "gazeteci" kimliğini kullanarak randevu alabilenlerin de yine Erdoğan'ın nezdinde "hatırlı" gazeteciler olması gerekiyor.
İş nerede bağlanıyor
Bu olayda üzerinde durmamız gereken ikinci mesele de "iş bağlamak için Başbakan'a gidilmesi"dir.
Türkiye'de "iş bağlama" merakı başbakanların, bakanların başlarını derde sokmuştur. Bu olaylar tekrar yaşanmasın diye "bağımsız kurullar" kuruldu. Başbakanlığın herhangi bir şekilde nema dağıtan kurum olmasının önüne geçilmek için tedbirler alındı.
Yine de bazı kişiler "iş bağlamak" için Başbakan'a başvuruyorsa, bu durumdan bazı konularda doğrudan Başbakan'in sözünün geçerli olduğunu çıkarabiliriz.
* Buradan da, devletin elinde kalmış olan gazete ve televizyonların neden nesnel ölçülere göre satışa çıkarılmadığının cevabını bulabiliriz.
Göz boyama değilse ne?
Devletin elinde çok "mal" var. Özelleştirilecek "mal"lar da var, banka krizleri dolayısıyla kalmış "mal"lar da var. Eğer bu konularda Başbakan'ın "söz hakkı" halen varsa, eski sistemden bir adım ileri gitmemişiz demektir.
* O zaman durum, iki kişinin gazeteci kimliğini kullanarak "iş bitirme"ye çalışmasından çok daha ciddidir. Demek ki önemli satışlar için asıl söz hâlâ Başbakan'dadır.
Büyük "mal sahibi" devletin başında oturanların bu "mal"ları kendi kafalarına göre kullanmalarını engellemek için özelleştirme programları yapıldı. Özelleştirmelerin ve devlet imkânlarının kullanımının ekonomik kurallara göre gerçekleştirilmesi için kurumlar, kurullar kuruldu.
Anlaşılan o ki, bu tedbirlerin hepsi birer göz boyamadan ileri gidememiştir. Hamam da aynıdır, tas da aynıdır, hamamcı da aynıdır.
Bu mesele kapatılamaz
Önce "hortumları kesildi bu yüzden düğmeye bastılar" dedi. Soruldu: Hangi hortumlar, kimin için kesildi, düğmeye kim bastı?
Haberin Devamı

