Bu, açık bir "aşağılama" cümlesi olarak sömürgecilerin Doğu'ya, sömürdükleri ülkelere bakışını gösteriyor. Ancak sorun yalnızca bu bakış tarzı değil, "Doğu"nun, özellikle yönetici sınıfların da bu "aşağılanma"yı kabul etmeleridir.
* "Gelişmiş Batı'da olanın tümünün bizde olması gerekmez, bize birazı yeter" anlayışı, çeşitli dönemlerde ve çeşitli şekillerde sürekli olarak karşımıza çıktı, çıkıyor.
Türkiye'yi yöneten kadroların, bir iki istisna dışında bu anlayışa boyun eğdiklerinin ve "nasıl olsa yapamayız" deyip yan çizdiklerinin örnekleri sayısızdır.
* AKP hükümetinin de 17 Aralık'ta Avrupa Birliği tam üyelik görüşmeleri için tarih alınmasından itibaren "yılgınlık"tan ibaret bu anlayışın etkisi altına girdiğine ilişkin belirtiler çoğalıyor.
Nasıl bir zamanlar birileri "Bize tam demokrasi fazla gelir" diyerek Türkiye'yi demokrasinin gerisinde kalmış koşullarda yaşamaya mahkûm ettiyse bugün de "Biz bu işi beceremeyiz" anlayışı Ankara'da dalga dalga yayılıyor. Bunu görmemek mümkün değil.
Örneğin CHP yönetimi, Türk toplumunun Avrupa standartlarında bir toplum olabileceği inancını kaybetti ve "bu yola devam etmeyelim" cephesine geçti.
AKP Hükümeti de bu yoldaki iradesinin kaybolduğuna ya da azaldığına ilişkin işaretler verdikçe bu "duygu" hızla "aşağıya doğru" yayılıyor.
Bunun anlamı, toplumun çok geniş bir şekilde benimsediği "muasır medeniyet" hedefinin zaman içinde rafa kalkması ihtimalidir.
* "Bu kadar yeter" düşüncesi tam anlamıyla teslimiyetçi bir ruh halinin ifadesidir. Ne yeter?
* Ebediyen AB üye adayı olarak kalırız.
* Bu arada biraz yabancı sermaye gelir, ekonomi biraz hareketlenir.
* Demokatik hukuk devleti için bir sürü şey yapıldı, toplumun ve kurumların hazmetmesi zaman alacak, dolayısıyla bu noktada durabiliriz...
Bu mantıkla Türkiye'nin nasıl hızla geriye gideceğini görmemek için ancak Ankara'nın karanlık bürokrasi koridorlarında kaybolmak gerekir.
Yoksa, geriye giderken Türkiye'nin de tekrar karanlık dehlizlerde kaybolacağı çok açık.
Yanlışlara devam
Ermeni soykırımı tartışmalarında bugüne kadar yapılmış olan yanlışlar ve bunlar nedeniyle yaşanan sıkıntıların farkında olmayanlar aynı yanlışlıkları sürdürüyor.
Ankara'da dün 78 sivil toplum örgütü adına bir toplantı yapıldı. ATO Başkanı toplantıda konuşurken şöyle dedi "soykırım yaptığımızı iddia edenler."
* Bu konuda konuşacak olanlara tekrar hatırlatalım: "Biz" yani Türkiye Cumhuriyeti ve Türk halkı soykırım da yapmadı kıyım da yapmadı, toplu ölümlere yol açan yanlış kararlar da almadı. Bunları yapanlar Osmanlı'yı batıran İttihat ve Terakki yönetimidir, suçlarını da yargı önünde itiraf etmişlerdir. Bırakın artık bu iddiaları üstlenmeyi.
* Konuşmacı bir de "Anadolu'da Ermenilere ait toplu mezar yok" dedi. Nereden biliyor? Yarın birileri kalkar ve "şu şu bölgelerde Ermenilere ait toplu mezar var, biz buraları kazmak istiyoruz" derse bunu söyleyenler ne yapmayı düşünüyor?
Türkiye'ye ve Türk halkına zarar böyle böyle verilmiştir ve konudan tamamen habersiz olanlar tarafından verilmeye devam ediyor. Yeter, susun artık.
Bu kadar yeter... Mi?
Sömürgecilik döneminden bu yana Avrupa'da çok kullanılan bir söz vardır: "Bon pour l'orient." Türkçesi, "Doğu için iyidir, Doğu'ya bu kadarı yeter."
Haberin Devamı

