Haberin Devamı
Geleneksel kıyım haftalarının birini daha yaşıyoruz. Her yıl iki hafta, ikisi de dini bayramlara denk geliyor. Araçlara doluşup kendimizi yollara vuruyoruz, ölüyoruz, öldürüyoruz.
Dünyada uzun süredir yapılan “gelişmişlik düzeyi” sıralamalarının kriterleri arasında trafik meselesi de yer alıyor. Eğer gelişmişlik düzeyi sadece trafiğe bakılarak tespit edilseydi, kuşkusuz dünya sıralamasının en diplerinde bir yerde olurduk.
İnsan hayatının değerini bilmede notumuz epeyce kırık. Kazılıp öylece bırakılmış çukurlardan su baskınlarına kadar bir yığın özensizlik içinde yaşamayı kader olarak kabullendik. Bütün bunları kötü yöneticilere, özensiz memurlara bağlıyoruz.
Ama iki uzun bayram tatilini her yıl istisnasız olarak birer kıyım haftasına çevirmenin sorumlusu kim, onu bulamıyoruz.
Bazen işin peşine düşenler de oluyor. Acılı ana babalar herkesin dikkatini bu konuya çekmeye çalışıyor. Ama üç beş gün sonra herkes unutup gidiyor.
Bir yandan trafik cezaları ağırlaştırılıyor ama bir yanda da çok açıkça suç işlemiş, direksiyon başında ağır ihmalle insan öldürmüş kişilerin cezadan kolayca kurtulabildiği vakalar birbirini izliyor.
Bazen “kan parası” alanların ifadeleri sayesinde raporlar değişiyor, bazen de herkesin bildiği şeyler oluyor ve suçu düpedüz cinayet olan kimileri kurtuluveriyor.
Trafiğe verilen yıllık kurban sayısı teröre verilenden az değil. Ama kazalardan ilk anda yaralı olarak çıkıp ardından hayatını kaybedenler istatistiklerde “yaralı” hanesinde yer aldıkları için kıyımın boyutları olduğundan daha küçük görünüyor.
Ağır cezalar içeren bir trafik kanunu mu çıkartılır... Trafikte insan yaralayan, öldürenlerin hiçbir ceza indiriminden yararlanamaması mı sağlanır... Ölüme yola açabilecek ağır ihmal suçları ceza kanunu kapsamına mı alınır... Yargı bu meselede kendisinin de rolü olduğunu düşünerek tavizsiz, torpilsiz bir sistem mi kurar... Ağır cezaların rüşvet sistemini azdırmaması için ikinci bir trafik denetim gücü mü oluşturulur...
Yoksa bunların hepsi birden, konuyla daha ciddi bir şekilde ilgilenmiş olanların önerdiği tüm önlemler hep birlikte mi hayata geçirilir...
Göz göre göre bu kadar insanın telef olmasını engellemek için, “işe temel eğitimden başlanmalı” gibisinden bahanelerini tekrarlamak yerine bir tür seferberlik ilan etmenin zamanıdır.
Ama ne oluyor, son açıklanan mali affın kapsamına sigara yasağı ile ilgili cezalar alınmıyor. Çünkü Başbakan öyle istemiş.
Buna karşılık trafikte başkasına zarar verenlerin, trafik kurallarını çiğneyenlerin; örneğin ihlali en az sigara kadar ölümcül sonuçlar doğuran emniyet kemeri takma kuralına uymayanların, sorunlu araçla trafiğe çıkıp başkası için tehlike olşturanların cezaları af kapsamına alınıyor!
Bu kadar da olmaz... mı? Oluyormuş...
Bu anlayışla, trafik seferberliğini görmek bir yana, önümüzdeki bayramlarda yine büyük kıyımlar göreceğiz demektir.

