Her toplumsal olayın, her gösterinin ardından en iç karartıcı görüntüler ekranlara gelmeye devam ediyor. Göstericiler hakları olmayan bir yola girmek istiyor ya da yetkililerin beğenmediği bir sloganı seslendiriyor.
Ve her seferinde coplar, gözyaşartıcı bombalar, su sıkmalar. En kötü görüntü de bir kadın gösterici ya da çelimsiz bir çocuk üç-dört polis memurunun ortasına düştüğünde beliriyor. Kadın ya da çocuk kendini korumaya çalışırken coplar çalışıyor, tekmeler tokatlar iniyor; bazı memurlar hızını alamayıp kaskını çıkarıyor, göstericinin suratına kaskıyla vuruyor!.. Zaten yere düşmüş, zaten kaçmayan bir insana tekrar tekrar cop, tekme ve yumrukla vurulmasını hiç bir duyguyla açıklamak mümkün değildir. Zaten kaçan, dağılan insanlara tekrar girişmenin de açıklanması mümkün değildir. Bunları görev duygusuyla açıklamak hiç mümkün değildir.
Polisin görevi dövmek mi!
Dün üniversite öğrencilerinin YÖK'ü protesto gösterileri vardı, yine olay çıktı, yine coplar çalıştı, yine gözyaşartıcı bombalar kullanıldı. Güvenlik kuvvetlerinin görevi yasa dışı gösteriyi dağıtmak, "elebaşı" olarak görülen kimseleri yakalayıp adalete teslim etmektir. Bu göstericileri hemen orada döverek cezalandırmak değildir. Yine son olarak ekranlara yansıdı, birkaç kişiden kuşkulanılıyor, adamlar itiraz etti diye herkesin gözü önünde dövülüyor. Kanunları değiştirmek yetmiyor. Önce mantıkları değiştirmek gerekiyor. Mantıkları değiştirmek için de her olayın üzerine ayrı ayrı gitmek, görevliyi örneklerle eğitmek gerekiyor. Bugün dünyada birkaç ülkede bu tür gösterici-polis çatışmalarında, polisin görevinin sınırlarını aşan bir şekilde cop kullanmasına rastlanmaktadır. Amerika'da böyle bir olay yüzünden büyük bir isyan çıktı, bütün yöneticiler özür diledi.
Mutlaka bir yolu vardır
Bu görüntüler Pakistan'dan yansıyor, İran'dan yansıyordu; bir süredir oralardan değil, Irak'tan geliyor, bazı Afrika ülkelerinden geliyor. Bir de bütün dünyanın bilgisine sunulan utanç görüntüleri olarak Türkiye'den çıkıyor. Bu görüntüler ortadan kalktığı zaman, çıkarılmış bunca kanunun bir işe yaradığını belki göreceğiz. Belki şunu da düşünen vardır:
* Eminem tişörtü satan insanı "Annemin adı da Emine" diyerek bıçaklayan birini nasıl eğitebiliriz?
* Diyebilirsiniz ki, tecavüze uğramış kızını öldüren adamı nasıl eğitebiliriz?
Çetin Altan'ın dediği gibi "enseyi karartmayalım", bütün bunların eğitileceğine, 21'inci yüzyıla ulaşacaklarına inanmaya devam edelim.
Bu görüntüler bitmeyecek mi!
Her toplumsal olayın, her gösterinin ardından en iç karartıcı görüntüler ekranlara gelmeye devam ediyor. Göstericiler hakları olmayan bir yola girmek istiyor ya da yetkililerin beğenmediği bir sloganı seslendiriyor
Haberin Devamı

