Konu, Hrant Dink cinayeti davası; iki yıldır sürüyor. Bu davanın uzun sürmesi çok yerinde oldu, çünkü her duruşmada yakın geçmişimizin en karanlık günlerine ilişkin yeni bilgiler ediniyoruz.
Cinayetin işlenmesinin hemen ertesindeki günleri hatırlayalım. “Birileri” kamuoyunu bu cinayetin Hrant Dink’e kızmış milliyetçi gençlerin fevrî ve kişisel bir eylemi olduğuna ikna etme faaliyetine girişti. Katil ve destekçilerinin birkaç başıbozuk milliyetçi delikanlı olduğuna inanmamızı istediler.
Ama gerçek öyle değildi. Bu başıbozuk milliyetçi delikanlıların siyasi ilişkileri de vardı, polisle ilişkileri de vardı. Maddi destek sıkıntıları yoktu, üstelik “birilerinin” onları koruyacağına inanıyorlardı.
Daha ilk duruşmalardan itibaren katillerin ve savunucularının kendilerine güveni dikkat çekti. Öyle bir güven içindeydiler ki, Hrant Dink’in yakınlarına ve müdahil avukatlara en iğrenç saldırılarda bulunuyor, onları tehdit ediyorlardı.
Kime güveniyorlardı? Dava devam ettikçe, “askeri” bağlantının “albay” düzeyinde, polis bağlantısının da çok üst düzeyde olduğu anlaşıldı. Bu başıbozuk katillerin ülkenin ve bütün vatandaşlarının güvenliğinden sorumlu iki kurumda üst düzey bağlantıları olduğunun üstü örtülmeye çalışıldı. Ama gerçek ortaya çıktı: Hrant Dink’in öldürüleceği uzun zamandır üst düzey kamu görevlileri tarafından biliniyordu. Katillerin güveni de buradan geliyordu.
Cinayetin işlenişiyle ilgili olaraksa, kamuoyuna oldukça tanıdık bir senaryo sunuldu. Abdi İpekçi cinayetinde de Ağca’nın tek başına olduğuna kamuoyu inandırılmaya çalışılmış, hatta başarılı olunmuştu. Yıllar geçtikten sonra bu cinayet eyleminin çok daha örgütlü ve bir değil, birkaç kişinin katıldığı bir fiil olduğu ortaya çıktı.
Aynı şeyi Hrant Dink cinayetinde de yapmaya çalıştılar. Ama yine gerçek ortaya çıkmaya başlıyor, bu cinayette de tetiği çeken katil tek başına değildi; destekçisi, gözleyicisi, kaçmasına yardım eden en az bir kişi daha vardı.
Cinayet soruşturmasında aydınlığa çıkmamış bir unsur daha var. Bu katiller seyahat ediyor, saklanıyor, silah alıyor, mermi alıyor, hapishanede bakılıyorlar, ama tek kuruş kayıtlı gelirleri yok. Bu paralar nereden geldi?
Herhalde Dink davasının adalete uygun şekilde sonuçlanmasını isteyen, o yönde çalışan yargıçlar ve savcılar bu hususu da aydınlatacaktır.
Hrant Dink davası çok şey anlatıyor ve bu dava, tıpkı Ergenekon davası gibi, karanlık geçmişimizle hesaplaşmamızı sağlayacaktır. Yeter ki davanın anlattıklarını herkes iyi görsün.

