Bir deve ile bir merkep yolda birlikte gidiyorlardı. Büyük bir ırmağın kıyısına vardılar. Bir an tereddüt ettikten sonra deve suya girdi, biraz ilerledi, ortaya gelince su karnına kadar çıktı.
Döndü baktı, merkebin öylece kenarda durduğunu gördü. “Ne o” dedi, “Niye çekiniyorsun, bak su ancak karnıma kadar geliyor, sen de koca bir merkepsin. Haydi atla!”
Merkep hiç kımıldamadan cevap verdi: “Ey deve! Karından karına fark olduğunu bilmiyor musun. Ben koca bir merkebim, ama senin karnına varan su benim boyumu geçer. Ben boyumu bilirim!”
* Molla Camî’nin hissesi:
Ey insanoğlu! Hiç kimse seni, senin kendini bildiğin kadar bilemez ve tanıyamaz. Kendi varlığından ve değerinden kıl kadar daha fazla yükselmek, kendini kıl kadar daha yukarda görmek hevesine asla kapılma. Böyle bir arzun olursa hemen kendine gel, kendini bil.
Eğer bir kafasız çıkar, seni kadr-ü-kıymetinden daha yukarı koymaya, olduğundan fazla övmeye başlarsa sen yine kendini bilmeye devam et. Sen kendini bil, kendini tanıyabildiğin kadar tanı ve haddin olmayan işlerde ayağını dışarı çıkartma.
Bir koyun dereden geçerken kuyruğu yukarı kalktı. Yanından geçen keçi de gülmeye, “mahrem yerlerini gördüm” diyerek koyunla alay etmeye başladı.
Koyun çok kızdı ve şöyle dedi: “Ey insafsız keçi! Senin kuyruğun benim gibi olmadığı için doğduğundan beri her yanın ortadadır. Ama ben seni hiç ayıplamadım, sana hiç gülmedim. Benim bir tek açığımı görüp bu kadar güldüğüne göre sende hiç insaf duygusu kalmamış.”
* Molla Camî diyor ki:
Alçağın biri, gece gündüz halkın gözü önündeki kendi bin bir ayıbını görmez de kerem sahibi bir kimsenin ufacık bir kusurunu görürse, alçak olduğu için hemen onu ayıplamaya kalkar.
Bayağı ve alçak kimseler, kerem sahiplerinin bir kusurlarını gördükleri anda baştan başa dil kesilir, bülbül kesilir ve onları dillerine dolamaktan kaçınmaz.
Kerem sahipleri ise onların ayıplarını dillerine bulaştırmaya bile tenezzül etmez, alçak ve bayağı kişilerle muhatap olmaz.
Taocu felsefenin en önemli kişilerinden sayılan Lao-Çe, milattan önce 6’ncı yüzyılda yaşadı. İnsanlara öğütlerini “Tao-tö king” adlı kitapta topladı.
Lao-Çe öğütlerinden dördünü şöyle sıralıyor:
* Sürekli olarak bileylenen kılıç, fazla bileylendiği için keskinliğini kaybeder.
* Altın ve mücevherle dolu bir odayı hiç kimse koruyamaz.
* Zenginliği ve şerefiyle sürekli kendini şişiren bir kimse sonunda felâketi çeker.
* Gökyüzünün kanunu der ki: Görevini yaptıktan sonra kenara çekilmesini bileceksin.

