Haberin Devamı
Terör, son olarak İstanbul’da yakalanan ve canlı bomba olduğu iddia edilen kişiyle birlikte gündemin tepesinde durmaya devam ediyor.
İçi boş laflar ve ucuz edebiyat paralamalarıyla durumu idare etmeye devam edenler de başta AKP hükümeti olmak üzere sorumlu siyasi kurumlardır.
Siyasi kurumların sorumluluğu, sorunun çözümünün siyasi olmasından kaynaklanıyor. Siyaset “mermi değil kalem tutmak istiyoruz” diyen çocuğu da, “ölüm değil çözüm” diyenleri de duymamaya devam ediyor.
AKP’nin sözcüleri, birkaç yıl önce siyaseti öne çıkaran sözler söylemiş, ama gelen tepkiler üzerine bu sözlerinden hemen dönmüşlerdi. Şimdi AKP’nin Güneydoğu ilgisi, yerel seçimlerde DTP’nin elinde bulunan büyük şehirleri almak hedefinden ibaret görünüyor. Bu belediyelerin asıl görevlerini yapmalarında ciddi zaafları olduğu biliniyor, bu şehirlerde yaşayanların hizmet talepleri yerine gelmiyor. Böyle durumlarda, şikâyetçi vatandaşlar için en kolay çözüm iktidar partisi adaylarını yerel yönetime taşımak, beklenen hizmetlerin gelmesini bu yolla sağlamaktır.
Önümüzdeki yerel seçimde de Kürt kökenli vatandaşların çoğunluk olduğu birçok şehirde belediyelerin AKP’ye geçmesi büyük ihtimaldir. Bu bölgedeki vatandaşların, içinde yaşadıkları toplumsal yapı dolayısıyla “dini temalı” siyasetlere açık oldukları da biliniyor. Dolayısıyla AKP’nin dinsel temalara ağırlık vererek, “din kardeşliği” vurgusu ve hizmet vaatleriyle bölgede yerel yönetimleri alması zor olmayacaktır.
AKP ilk iş olarak bu gelişmeyi meselenin “siyasi çözümü” gibi sunacak, yöre halkının PKK etkisinden kurtuluşunun “müjdesi” gibi yorumlayacak, bu da tümüyle bir aldatmaca olacaktır.
Aldatmacanın etkisinde kalanlar bir sonraki genel seçimde yine DTP ya da o sırada hangi parti varsa onun adaylarının yine sandıktan birinci çıktığını gördüklerinde hüsrana uğrayacaklardır.
Elimizde bir buzdağı var.
Buzdağının tepesinde de çok kan var, kan yüzünden görülemeyen büyük gövde ise, “mermi değil kalem” diyor.
O ortam için buzdağının altını görmeye çalışmak gerekir ki, siyaset hâlâ bunu yapmaktan kaçınıyor, buzdağının üstünü askere emanet etmekle kalarak ağır görev ihmalini devam ettiriyor. İhmali gizlemek için de ağır duygusal bir üslup, içi boş laflar tekrar edilip duruyor.
DÜZELTME VE ÖZÜR
Dünkü yazımızda aktardığımız anekdottaki başbakan, Celal Bayar değil Fethi Okyar olacaktır. Hafızamızın yanıltması dolayısıyla düştüğümüz bu hatadan dolayı özür diler, uyaran okularımıza teşekkürlerimizi bildiririz.

