Avrupa Birliği ile görüşme sürecinin resmen başlamasından rahatsız olanlar,temcit pilavı misali aynı şeyleri tekrarlayıp duruyor. Ana muhalefet partisinin derdi ise 3 Ekim günü yürütülen pazarlığın önceden kendilerini anlatılmamış olması.
Bunlar boş laflar. Bütün bunlar, boş laf üzerine siyaset yapmaya çalışanların, bir başka çağdan kalmış olanların kendilerini ve ülkeyi meşgul etme faaliyetleri.
Hayatın asıl gerçekleri ise bütün bu zevatı ilgilendirmiyor. Ama hayatın gerçekleri önümüzde.
AB ile görüşmeler 35 başlık altında yürütülecek. Bu başlıklar sık sık gazetelerde yer alıyor. Başlıklara bakıp ülkemizdeki mevcut durumu düşündüğünde insanın üzerine fenalık gelebilir.
Görüşmeler için belirlenmiş olan birinci "başlık" şu: Bilim ve araştırma.
Kıbrıs'la yatıp kalkanlar bir an düşünsün. Bilimde ve araştırmada durumumuz nedir ve şu anda Avrupa Birliği ülkelerindeki duruma göre yerimiz nerededir?
Bunları bilmek için üniversitede görevli olmak gerekmiyor. Durumumuz çok kötü. Ve bu durumu aşabilmeye sadece bazı kanun ve yönetmelikleri çıkarmak ve bu alana harcanan parayı "mevcut imkânlara göre" yani biraz artırmak yetmeyecek. Bu konuların bir ülkenin geleceğinin en önemli unsurları olduğunu görecek ve buna göre davranacak bir toplumsal bilinçtir asıl ihtiyacımız olan.
Bir öneriniz var mı?
İşimizi zorlaştırmaya yönelik bir çaba aranıyorsa, gelişmiş ülkelerle aramızdaki farkın en açık olduğu alanlardan birinin ilk başlık olarak tespit edilmiş olduğunu düşünmek gerekir.
Bu ülkelerle, bilim ve araştırmadaki farkımızı önümüzdeki on yıl içinde kapatabilmemiz mümkün değil. Önemli olan bunun tam bir bilinç ve toplumsal iradeyle ele alınması ve çalışmaya başlanmasıdır.
Türkiye, bu sorunun Kıbrıs'tan çok daha önemli olduğunu söyleyenlere "vatan haini" gözüyle bakanlar dolayısıyla bu noktada bulunuyor. Dünyanın en iyi 500 üniversitesi arasında Türkiye'den tek bir üniversite yer alamıyorsa, asıl vatan haini, Türkiye'nin üniversitelerini bu kadar geride bırakan zihniyettir.
* Şu soruyu soralım: Dünyanın en iyi 500 üniversitesi arasında Türkiye'den on üniversitenin yer alması mı daha önemli, "Kıbrıs meselesi" mi?
Bu sorunun cevabında "terk etmek" ihtimali yok. Öyle anlamak isteyenler bundan vazgeçsin. Cevap belli: Eğer on Türk üniversitesi dünyanın en iyi üniversiteleri arasında yer alsaydı Kıbrıs'taki durum da bambaşka olurdu.
Birinci başlık "Bilim ve araştırma", arkasından da "eğitim ve kültür" gelecek. Sonra sırada "çevre" var. "Bana neden önceden haber verilmedi" diye tepinenler önce bunları düşünsün ve bu alanlardaki eksiklerimizin nasıl kapatılacağı konusunda öneri getirsin.
Boş laf ve gerçekler
Avrupa Birliği ile görüşme sürecinin resmen başlamasından rahatsız olanlar,temcit pilavı misali aynı şeyleri tekrarlayıp duruyor. Ana muhalefet partisinin derdi ise 3 Ekim günü yürütülen pazarlığın önceden kendilerini anlatılmamış olması
Haberin Devamı

