Bizim 68

Haberin Devamı

Kırk yıl öncesine çok uzaktan ve çok dışardan bakanlar için o günleri ve ertesini belirleyen sadece kötü anılardır. Dünya 1968’i konuşmaya başladı, bizde de ufak ufak konuşulmaya başlandı.

O güne damgasını vuran değerler, sonradan yaşananlar ne olursa olsun, dünyanın değişebileceği; iyiye doğru değişebileceği, insanların daha insanca yaşabileceği düzenlerin kurulabileceği savı üzerine inşa edilmişti.

***


1968’de üniversite öğrencisi olmak büyük ayrıcalıktı. Her soru soruluyor her soruya cevap aranıyordu. İnsanca yaşam arayışı ciddi şekilde “sosyalizm” yönünü gösteriyordu.

Nasıl bir sosyalizm? Bu sorunun cevabı aranırken dünya da yerinde durmuyordu. Che Guevara Bolivya dağlarında öldürülüyor; Afrika, sömürgeciliğin son kalıntılarını tasfiyeye uğraşıyor, Lumumba’lar, Malcolm X’ler esrarengiz cinayetlere kurban gidiyordu.

ABD ve Sovyetler dışında ve bunların Soğuk Savaş tepişmelerinin dışında bir “üçüncü” dünya kurulabileceği inançları filizleniyordu.

Hindistan’da bir hareket vardı, Küba deneyi vardı, Çin vardı, ayrıca Doğu Avrupa’da Sovyet komünizmine karşı “güler yüzlü sosyalizm” ortaya çıkıyordu.

Bütün bunlar genç insanların beyinlerinde dönüyor dolaşıyor, temel soruya cevap bulmak için bir araya geliyordu. İnsanca bir düzenin adı sosyalizm idi, ama sosyalizm de tek değildi. “Güler yüzlü sosyalizm” yüzünden Çekoslovakya’nın Sovyetler Birliği tarafından işgali de soruları çözmüyor, çoğaltıyordu.

İnsanca bir düzenin ana hatlarının şekillenmesi de yeni sorular getiriyordu. Ve o soru sorulmaya başlandı: Nasıl?

***


Bu sorunun sorulmasıyla ikinci aşamaya geçildi. İkinci aşamada işin içine başka güçler girdi. Bunların biri bizzat devletin güvenlik güçleriydi. İkincisi de “ülkücü” adı verilen örgütlerdi.

“Ülkeyi komünizmden korumak” için ülkücüler saldırıya geçti, ilk kez silahlar ortaya çıktı. Silahla vurulan devrimci gençlerin cenazeleri kaldırılmaya başlandı. Daha 1960’ın hemen sonrasında “birileri” hazırlanmaya başlamıştı. TİP (Türkiye İşçi Partisi) toplantıları basılıp insanlar kıyasıya dövülüyor, Amerikan 6. filosunu protesto edenlere camiden çıkan bir kalabalık saldırıp adam öldürüyordu.

Ülkücüler bir yandan, güvenlik güçleri diğer yandan saldırılarını yoğunlaştırınca şiddet 68 kuşağının hayatının önemli bir parçası oluverdi. Gençliğin topluma yaydığı coşkunun yerini başka heyecanlar, korkular aldı.

***


Bütün bunlar daha çok konuşulacak.

Ama konuşanların, o günün koşullarını ve sol hareketlerin çığırından çıkarılışını iyi anlaması gerekiyor. Bir de 40 yıl öncesine bakarken bugünü gözden kaybetmemeleri.

Ne olursa olsun 1968’de üniversite öğrencisi olmak, özellikle Siyasal Bilgiler Fakültesi gibi bir okulda olmak büyük ayrıcalıktı.

DİĞER YENİ YAZILAR