Batı’da bütün gazetelerin manşetlerinde, bütün TV kanallarının ekranlarında sadece mali ve ekonomik kriz var.
Herkes fikir üretmeye çalışıyor, dünyanın belki de yeni bir kara döneme girmesinin nasıl engelleneceğini tartışıyor.
ABD ve Avrupa’da dev bankalar battı, büyük olasılıkla arkası da gelecek.
Bir ülke, İzlanda battı. Krizin etkilerini henüz hissetmeyen ya da az hisseden Rusya gibi ülkeler de belli tedbir paketleri açıkladılar.
Ekonomistler çok basit bir senaryo çiziyor. Şu anda mali düzeyde büyüyen kriz belli bir boyutta “reel” ekonomileri de etkileyecektir. Çünkü üretici sektörlerin yatırımlarını geliştirme ya da sürdürme açısından ihtiyaç duydukları kredi kaynakları daralacaktır. Bunun sonucu da yatırımların azalması ya da durmasıdır.
Bunun adı işsizliktir. İşsizlik yoksulluktur. İşsizlik suç artışı demektir. İşsizlik terörün yeni kaynaklar bulması demektir.
Batı dünyası bütün bunları bütün ayrıntılarıyla tartışıyor. Bize geldiğimiz zaman, Ankara’nın ve yetkililerin hâlâ “bize bir şey olmaz”dan öteye bir şey yaptıklarını görmüyoruz.
Terörle ilgili olarak “zirve” toplantıları yapılıyor, ama ekonomik krizle ilgili olarak herhangi bir “zirve” toplantısı yapılmıyor. Oysa ekonomik krizin en doğrudan olumsuz sonuçlarından birinin terörde görüleceğini biliyoruz.
Yetkililerin krizle ilgili olarak şu ana kadar gerçekleştirdikleri en büyük faaliyet, iş dünyasının çeşitli kuruluşlarından yükselen tedirgin seslere tekrar tekrar “bize bir şey olmaz” diye cevap yetiştirmeleridir.
AKP dışındaki siyasi partiler de diğer önemli sorunlarda da olduğu üzere, şu anda ekonomik krizden haberdar gibi görünmüyor. Ne CHP ne MHP erkânı bu konuda hükümeti uyarma, çözüm önerilerine katkıda bulunma gibi bir faaliyette bulundu. Anlaşılan gazetelerin sadece kendi küçük dünyalarıyla ilgili bölümlerini okuyorlar.
Tarihle biraz ilgili olanlar, birinci ve ikinci dünya savaşlarının böyle büyük krizlerin ardından çıktığını hatırlatıyor.
Şu anda dünyada zaten “global” bir savaş var, bu savaş henüz birinci ve ikinci dünya savaşlarının yıkıcılığına ulaşmadı. Ama ulaşmayacağını öngörmek de mümkün değildir.
Türkiye’yi yönettiklerini zannedenlerin global kriz karşısındaki ataletleri insanları korkutmaya başladı. Çünkü “maşallah” ve “hamdolsun” dönemi aşıldı, “maazallah” dönemine yaklaşılıyor.

